YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21070
KARAR NO : 2012/2043
KARAR TARİHİ : 30.01.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde köy içme suyu sağlayan çeşme suyuna vaki müdahalenin men’i istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacı vek.Av. … geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalı vek.Av. … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacı …’nün içme suyunu sağlayan çeşmenin kadim ve tarihi su kanalları Roma devrinden kalmış olması nedeniyle de korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilmiş olduğunu, davalının konunun uzmanından şahıslar vasıtasıyla çeşme suyunun geliş istikametini takip ederek suyun kaynağını tespit ettirmiş ve kaynağın denk geldiği noktada kendine ait 45 parsel sayılı tarla içinde tarlasını sulamak üzere derin bir kuyu açması neticesi kadim çeşmenin suyunun kesilmesine ve kurumasına neden olduğunu, köye ait kadim içme suyuna vaki müdahalesinin men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; kuyunun … adına olduğunu, yerin müvekkili adına olduğunu, …’nin müvekkilinin ablası olduğunu, kuyuyu DSİ.nin izni ile açtığını haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, muhtarlıkça yapılan şikayet üzerine DSİ.15 bölge müdürlüğü tarafından 05.08.2009 tarihinde 27 saat süreyle kapatılarak floresan boya bırakıldığı, daha sonra … köyü su kaynağından alınan numunelerde floresan boyaya rastlanmadığının , çevredeki su kaynaklarını etkilemediğinin tespit edildiği 02.09.2009 tarih ve 7993 sayılı yazıdan anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosya içeriğine göre; davanın koruma altına alınan kadim çeşme suyunun, davalının kardeşi …’in 14.7.2007 tarihinde günlük 20 lt/sn kapasiteli pompalı sondaj kuyusu açmasından sonra etkilenerek kuruması nedeniyle suya vaki müdahalenin önlenmesi istemi olduğu anlaşılmaktadır.Anayasa ile güvence altına alıan mülkiyet hakkını sınırlayan istisnalardan biri olan genel sudan ihtiyaç oranında ve öncelikle yararlanma hakkı herkese tanınmış olup, bu husus kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle her türlü araştırmanın kendiliğinden yapılması gerekmektedir.Kadim çeşme susuz olmadığına ve davalının kuyu açmasından sonra dava konusu çeşme suyunun kuruduğu iddia edildiğine, göre iddianın araştırılması ve taraf delillerinin toplanması gerekir. İlgili yerlere müzekkere yazılmış, gelen yanıtlar değerlendirilmek üzere bilirkişiden rapor alınmamış, DSİ.nin araştırması ile yetinilmiştir.Mahkemece, sağlıklı sonuç alınabilmesi için İdare Mahkemesi dosyası ve tespit dosyalarının delil olarak dosya içine alınması, 3 kişilik bilirkişi uzman heyeti ile mahallinde yeniden inceleme yapılmak üzere keşif yapılması, toprak yapısı ve suların beslenme havzasının saptanması, etkileşim olup olmayacağının incelenmesi, ayrıca Laboratuar Şube Müdürü …’un raporunda açıklandığı üzere, davalının kullanımındaki kuyu 12 saat çalıştırıldıktan sonra kuyudan ve köy çeşmesinden su numunesi alınması, kimyasal ve ağır metal analizine gönderilmesi, kuyuya ağır metal gibi çökmeyecek kimyasal boya katılması, ondan sonra aradaki mesafe nazara alınarak sonraki 3 gün çeşme suyundan numune alınması tüm test sonucuna göre bilirkişilerden ek rapor alınması tüm deliller mahkemece değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir.Kaldı ki, davalıya verilen kuyu işletme belgesi miktar itibarıyla 20 lt/sn olup, süre sınırlaması yoktur. Davalı ancak içinde bulunduğu taşınmazı sulamak üzere kuyu işletme hakkına sahip ise de, yer altı suları kullanımı kamuya ait genel sulardan olmakla, ihtiyacından fazlasını sahiplenme hakkı bulunmadığından, ihtiyaçtan fazla yer altı suyu çekilmesinin su havzasını etkilediği ve ekolojik dengeyi bozduğu da gözetilerek, gerekirse davalıya ait 45 parsel sayılı taşınmazın su ihtiyacı saptanmalı, su rejimi kurularak davalının kuyu suyundan kullanması gereken miktar belirtilmelidir. Eksik araştırma ile sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine, 30.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.