YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/16512
KARAR NO : 2020/11371
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Şantaj, cinsel taciz
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre ve iddianameye konu mesaj içerikleri değerlendirildiğinde, sanık hakkında hakaret suçu yönünden zamanaşımı içerisinde mahallinde işlem yapılabileceği belirlenerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-TCK’nın 105/2. maddesinde cinsel taciz suçunun nitelikli hâlleri hiyerarşi, hizmet veya eğitim ve öğretim ilişkisinden veya aile içi ilişkiden kaynaklanan nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da aynı iş yerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan yararlanılarak cinsel taciz suçunun işlenmesi olarak kanunda düzenlenmiş olup, hizmet ilişkisinden kaynaklanan cinsel taciz eyleminin söz konusu olabilmesi için sanık ile mağdure arasında bir hizmet ilişkisinin bulunması gerektiği, kanunda düzenlenen hizmet ilişkisinden kastedilenin failin yazılı veya sözlü bir hizmet akdine dayanarak mağdure üzerinde işe alma, işten çıkarma ve ücret gibi sosyal haklarını belirleme yetkisine haiz olmanın vermiş olduğu söz geçirebilmeden kaynaklanan nüfuzunun bulunması gerektiği, somut olayda ise aynı iş yerinde çalışan sanık ile katılan arasına böyle bir hizmet ilişkinin bulunmadığı gözetilmeden TCK’nın 105/2. maddesi uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
2-Şantaj suçu yönünden temel cezanın kanunda ” bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası” olarak belirlendiği, bu nedenle hapis cezasının TCK’nın 61/6. maddesi uyarınca yıl hesabı üzerinden belirlenmesi gerekirken, ay hesabı üzerinden belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Şantaj ve cinsel taciz suçları yönünden temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulduğu belirtilmesine rağmen, alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle çelişkiye neden olunması,
4-Sanık hakkında takdiri indirim uygulamama maddesi olarak TCK’nun 62/1. maddesi yerine 61. maddesinin gösterilmesi suretiyle CMK’nun 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
5-Lehe yasal hükümlerin uygulanmasını talep eden sanık hakkında TCK’nın 50 ve 51. maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
6-Kabule göre de;
a-Şantaj suçunda belirlenen temel ceza üzerinden TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken, sonuç cezanın “18 ay 22 gün hapis cezası yerine”, “18 ay 23 gün hapis cezası” olarak fazla tayini,
b-Cinsel taciz suçundan TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılırken sonuç cezanın ” 9 ay 11 gün hapis yerine “, “8 ay 42 gün ” olarak eksik tayini,
c-TCK’nın 53/l-(c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler ve anılan Kanun’un 53/1. maddesinde sayılan diğer hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezalarının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
d-Anayasa Mahkemesi’nin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile TCK’nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının uygulanması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ile sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.