YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3733
KARAR NO : 2020/13166
KARAR TARİHİ : 12.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlere dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık … hakkında müştekiler … ve …’i kasten yaralama suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında tayin edilen adli para cezalarının türü ve miktarı itibariyle verilen hükümlerin, 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. madde gereğince kesin nitelikte olup temyizleri mümkün olmadığından, sanık müdafiinin temyiz talebinin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
2) Sanık … hakkında müşteki …’ı kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Tekerrüre esas mahkumiyet hükmü bulunan sanığın cezasının 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi, aleyhe temyiz bulunmadığından, bozma nedeni yapılmamıştır.
Ankara Gazi Mustafa Kemal Devlet Hastanesinin 09.06.2015 tarihli yazıları içeriğinde; müşteki …’ın hizmet alımı ile özel şirkete bağlı hasta yönlendirme personeli olduğu bildirildiği gibi, müştekinin 05.05.2015 tarihli duruşmada hastane müdürünün sekreteri olarak taşeron firma kadrosunda çalıştığını beyan etmesi karşısında, tebliğnamenin müştekinin özel güvenlik görevlisi olarak çalışıp çalışmadığı, kamu görevlisi olup olmadığı hususunun araştırılıp, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/3-c maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
a) Sanığın savunmasında, arkadaşı olan temyiz dışı müşteki sanık …’ün hastanede yatan babasını ziyaret için gittiklerinde çıkan tartışma sırasında özel güvenlik görevlileri olan müştekiler … ile …’in ve hasta yönlendirme personeli olarak görev yapan müşteki …’ın haksız müdahalelerine maruz kaldıklarını beyan ettiği ve çıkan karşılıklı kavgada sanığın da müştekiler tarafından basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte yaralandığı görüldüğünden, olayın çıkış sebebi ve gelişimi üzerinde durularak ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespitine çalışılması; bunun mümkün olmaması halinde Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas – 367 sayılı Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde, şüpheli kalan bu halin sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede (1/4) oranında uygulanmasını gerektirip gerektirmediğinin tartışmasız bırakılması,
b) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 12.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.