YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/34
KARAR NO : 2020/5403
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A-Sanık … hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde,
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS’ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde; sanığın 19.10.2013 tarihinde öldüğünün belirtilmesi karşısında, sanığın ölüp ölmediğinin mahkemece araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
B-Sanık … hakkkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde,
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 05.03.2009 tarihli …’a karşı eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilen dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İddianame ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “05.03.2009” olarak gösterilmesi gerekirken “2009” şeklinde yazılması,
2-Zincirleme suça ilişkin TCK’nın 43. maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, sanığın 05.03.2009 tarihli tanık …’a uyuşturucu madde satma şeklindeki eylemi ile suçu sabit ise de; hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ve uyuşturucu madde aldığı söylenen …’da uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilmediği, sanıktan esrar aldığına dair kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen …’nun sonradan döndüğü soyut beyanı dışında, kuşku sınırlarını aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 188/3 maddesi uyarınca ceza verilmesi ile yetinilmesi gerektiği halde, zincirleme suç hükümleri uyarınca TCK’nın 43 maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
3-Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
C-Sanık … hakkkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde,
Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 11.06.2009 tarihli eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-İddianame ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “11.06.2009” olarak gösterilmesi gerekirken “2009” şeklinde yazılması,
2-Zincirleme suça ilişkin TCK’nın 43. maddesiyle uygulama yapılabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, sanığın evinde 11.06.2009 tarihinde yapılan aramada ele geçirilen net 48,3 gram toz esrarı ve net 6,3 gram plaka esrarı satmak amacıyla bulundurduğu sabit ise de, haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ve uyuşturucu madde aldığı söylenen Mustafa Kınay, … ve Burhan Keser’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilmediği, sanıktan esrar aldığına dair kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenen …’ın sonradan döndüğü soyut beyanı ve soyut iletişim tespit çözüm tutanakları dışında, kuşku sınırlarını aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı anlaşıldığından, sanık hakkında TCK’nın 188/3 maddesi uyarınca ceza verilmesi ile yetinilmesi gerektiği halde, zincirleme suç hükümleri uyarınca TCK’nın 43 maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
3-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
D-Sanık … hakkkında kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde,
1-İddianame ve gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “11.06.2009” olarak gösterilmesi gerekirken “2009” şeklinde yazılması,
2-Haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen ve uyuşturucu madde aldığı söylenen Murat Ayçil ve Mesut Ergin’den uyuşturucu madde ele geçirilmediği, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanığın savunmasının aksine; değişik ve farklı anlamlara gelebilecek soyut telefon konuşmaları ve soyut beyanlar dışında mahkumiyetine yetecek kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
3-Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 tarih ve E.2014/140; K.2015/85 sayılı kararının 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması ve 7242 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler nedeniyle TCK’nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA,
13/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.