Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5245 E. 2020/6878 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5245
KARAR NO : 2020/6878
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin maliki olduğu dava konusu 164 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tümü ile davalı tarafından kullanıldığı ileri sürülerek 01.11.2004-07.08.2013 tarihleri arasına ilişkin olmak üzere 30.000,00 TL ecrimisilin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkili tarafından davalının taşınmazına elatılmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının davacıya ait taşınmazın muhtelif yerlerini farklı şekilde kullandığı gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca 2009-2013 yıllarına ilişkin olarak davanın kısmen kabulü ile 6.372,40 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş hüküm, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı şekilde dava konusu taşınmazın tümünün davalı tarafından haksız olarak işgal edildiği kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, dava konusu 164 ada 7 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliği ile davacı adına kayıtlı olduğu, komşu 164 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise öncesinde davalıya ait iken satış sebebi ile davalının eşi adına tescil edildiği, dosya içerisinde bulunan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/347 Esas, 2012/142 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, eldeki dosya davacısının 02.07.2010 tarihli dava dilekçesi ile kayden malik olduğu (eski) 541 (yeni) 164 ada 7 parsel sayılı taşınmaza eldeki dosya davalısının, taşınmazdaki samanlığı kullanmak, saman, tarım aletleri, römork bırakmak ve kamyon park etmek, açık besi ve sütçülük yapmak, kullanımına engel olmak gibi eylemlerle müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunduğu, Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davalının davacıya ait taşınmaza değirmen makinası, kamyon, zirai aletler ve saman koymak sureti ile yapmış olduğu el atmanın önlenmesine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 13.05.2013 tarihinde kesinleştiği, 12.08.2013 tarihinde icra müdürlüğü vasıtası ile kararın infazı için dava konusu taşınmaza gidildiğinde, hazır olan davalının eşinin değirmen makinesi, kamyon, zirai aletler ve samanları kaldırdıklarını, taşınmaz üzerinde sadece ufak tefek şeylerin kaldığını beyan ettiği, taşınmaz üzerindeki malzemelerin kaldırılarak yerin davacı vekiline teslim edildiği, yine dosya içerisinde bir örneği ö bulunan … Kadastro Mahkemesinin 30.05.2012 tarihli, 2012/6168 Esas-2013/146 Karar sayılı ilam içeriğine göre, 3402 sayılı Yasanın 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında eski 1011 parsel sayılı 979,7 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, 164 ada 7 parsel numarasıyla ve 998,22 metrekare yüzölçümlü olarak, eski 1017 parsel sayılı 2275,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 164 ada 9 parsel numarasıyla ve 2220,05 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildiği, davalının eşi olan …’nın,eşinden satın aldığı 164 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 110 m2 lik kısmının, davacıya ait parsel içerisinde kaldığını iddia ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu … Merkez … Köyü eski 1017 yeni 164 9 parsel ile eski 1011 yeni 164 ada 7 parsellerin yenileme kadastrosundaki tespit edilen durumu ve yüzölçümleri itibariyle tapuya tesciline karar verildiği, UYAP kayıtlarına göre anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 19.04.2013 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 13.09.2013 tarihinde davacıya ait taşınmazın tümünün davalı tarafça haksız olarak işgal edildiğinden bahisle açıldığı, yargılama esnasında beyanlarına başvurulan taraf tanıklarının davacıya ait taşınmazın tümüne elatıldığı iddiasına kanıtlar nitelikte beyanda bulunmadıkları, tanıklarca davalı tarafından kullanıldığı beyan edilen taşınmaz kısımlarının ise rapor üzerinde gösterilmediği anlaşılmıştır.
O halde, Mahkemece, yukarıdaki ilkeler uyarınca yerinde yeniden teknik ve uzman bilirkişiler ile taraf tanıkları aracılığıyla keşif yapılarak, taraf tanıkları taşınmazın kullanım biçimi konusunda dinlenilmesi, dava konusu taşınmazın ne kadarlık kısmının hangi tarihler arasında kim tarafından kullanıldığının araştırılması, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde toplanmış ve toplanacak deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca anılan davalı yararına BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.