Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2012/19609 E. 2012/27488 K. 30.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19609
KARAR NO : 2012/27488
KARAR TARİHİ : 30.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki hakem heyeti kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün Yargıtay Başsavcılığınca kanun yararına bozulması istemi ve süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, davalının … Tüketici Sorunları Hakem Heyetine yaptığı müracaat sonucu (müvekkili banka hasım olarak gösterilmemesine ve müvekkili banka nezdindeki negatif nitelikli ferdi kredi ve kredi kartları kütüğünde kaydının bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen), Bingöl Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin 25 Eylül 2010 tarih ve 2010/1333 sayılı kararı ile “tüketici adına bulunan olumsuz sicil kaydının kaldırılmasına” şeklinde şikayet edilen olarak gösterilen tüm tarafları kapsayacak şekilde karar verilerek karar sureti müvekkili bankaya gönderilmiş ise de, karara konu hususun 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun uygulanmasından kaynaklanmadığını ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin görev alanına girmediğini, davalının müvekkili nezdinde negatif nitelikli ferdi kredi ve kredi kartları kütüğünde kaydı bulunmadığı bildirilmesine rağmen “tüketici adına bulunan olumsuz sicil kaydının kaldırılmasına” denilerek karar suretinin müvekkili bankaya gönderilmesinin de usulsüz olduğunu belirterek Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22.maddesi uyarınca değeri 938,75 TL’yi geçmeyen uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurunun zorunlu olduğu yine 22/5 maddesi uyarınca hakem heyeti tarafından verilen kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Tüketici
Mahkemesine itiraz yolunun bulunduğu bu süre içerisinde başvuru yapılmadığı taktirde kararın kesinleşeceğinin düzenlendiği, somut olayda Bingöl Tüketici Hakem Heyetinin 25.10.2010 tarih ve 2010/1033 sayılı kararının, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Genel Müdürlüğü’ne 01.11.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, mahkemeye yapılan itirazın ise; 22.11.2010 tarihinde yapıldığı, bu şekilde 4077 Sayılı Kanunun 22/5.maddesinde düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde itirazın yapılmadığı gerekçesiyle; hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine miktar yönünden kesin olarak karar verilmesine dair karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.
1-Davacı, davalının Bingöl Tüketici Sorunları Hakem Heyetine müracaat ederek Vakıfbank’tan kredi kartı aldığını, anılan kartı hiç kullanmadan iptal ettirdiğini,iki yıl sonrasında kredi kartı almak için müracaat ettiğinde 4,00 TL borcunun olması nedeniyle talebinin reddedildiğini,tüketici sorunları hakem heyetinin 25 Eylül 2010 tarih ve 2010/1333 sayılı kararı ile “tüketici adına bulunan olumsuz sicil kaydının kaldırılmasına” denilerek kararda şikayet edilen olarak gösterilen tüm tarafları kapsar biçimde şikayetçinin Merkez Bankası nezdinde bulunmayan kaydının kaldırılmasına karar verdiğini belirterek;tüketici sorunları hakem heyetinin ilgili kararının kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.Uyuşmazlık,kararın kesin olup olmadığı,dolayısıyla kanun yararına temyizin mümkün olup olmadığı,davanın yasada belirtilen hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı hususundadır.
1086 Sayılı HUMK.nun 429.maddesine göre,ilk derece mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin kesin olarak verdikleri kararlarla, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek … Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.Temyiz istemi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukukî sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Öncelikle kararın kesin olup olmadığının ve kanun yararına temyizin mümkün olup olmadığının tartışılması gerekir. Davalı,4,00 TL.lik kredi kartı borcunun gözükmesi nedeniyle kendisine kredi kartı verilmediğini belirterek banka nezdindeki negatif nitelikli ferdi kredi ve kredi kartları kütüğünde kaydının silinmesini istemiştir.Bu talep muarazanın giderilmesi niteliğinde olup temyizi mümkündür. Kararın kesin olduğunun karar yerinde belirtilmesi de sonucu değiştirmez. Mahkeme kararı davacı Merkez Bankası vekiline 09.01.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, Merkez Bankası vekilince 23.01.2012 tarihinde harç yatırılmak suretiyle kararın kesin
olduğunun belirtilmesi nedeniyle kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur. O halde mahkemece verilen hükmün temyiz yolunun açık olduğunun ve davacı vekilince harcı yatırılarak 15 gün içinde verilen kanun yararına bozma dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabulü gerekir.
2-Birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın kesin olmadığının ve davacı vekilince verilen dilekçenin temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesi nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin reddi gerekir.
3-4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22/5.maddesine göre; değeri beşyüz milyon liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar. Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.
6100 Sayılı HMK.nun 93/1.maddesine göre; Resmî tatil günleri, süreye dâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süre tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter.
Bingöl Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararı Merkez Bankası vekiline 01.11.2010 tarihinde tebliğ edilmiş,15 günlük itirazın son günü olan 16/11/2010 tarihinin kurban bayramı olması nedeniyle süre … sonuna 22/11/2010 tarihine kadar uzamıştır. Buna göre, davacı süresinde itirazda bulunduğundan mahkemece, işin esasına girilerek taraflardan delilleri sorulup toplanarak, değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı, olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının dilekçesinin temyiz dilekçesi olarak kabul edilmesine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebinin reddine, üçüncü bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 30.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.