YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/15352
KARAR NO : 2020/13730
KARAR TARİHİ : 06.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1-Dosya içinde bulunan 12.11.2014 tarihli tutanakta; ihbar üzerine, sanığın muavini olarak bulunduğu yolcu otobüsünde önleyici arama kararı ile yapılan aramada, otobüsün merdivenin, mazot kapağının ve koridordaki motor kapağının altındaki boşluklarda toplam 373 karton kaçak sigara ele geçirildiği olayda; sanığın soruşturma aşamasında Van ilinden satın aldığı sigaraları otobüse kendisinin yerleştirdiğini söylemesine karşın, talimat Mahkemesindeki savunmasında; olay tarihinde otobüste bulunan araç sahibi …’ın yanına gelerek sigaraları üstlenmesini, aksi takdirde işten çıkartacağını söylemesi üzerine suça konu sigaraların kendisine ait olduğunu söylemek zorunda kaldığını, ele geçen sigaraların kendisine ait olmadığını, araç sahibi …’a ait olduğunu, kolluktaki savunmasını kabul etmediğini beyan etmesi karşısında; savunmada ismi geçen …’ın ve kollukta dinlenen otobüs şoförleri … ile …’ın ve gerekirse tutanak mümzilerinin tanık olarak dinlenilmek suretiyle, olayla ilgili bilgi ve görgüleri sorulup, sanığın aşamalardaki beyanları arasındaki çelişki de giderildikten sonra hukuki durumunun tayin ve takdiri yerine, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Yasanın 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Yasanın 5/2. maddesine eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Yasanın 63. maddesi ile 5607 sayılı Yasaya eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası gözetilerek ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,
Kabule göre de;
1-Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.04.2014 tarih ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında TCK’nun 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 12.11.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 18.12.2014 olduğu,
Yapılan UYAP sorgulamasında Dairemizin 2019/2363 Esas sırasında kayıtlı olan Muradiye Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2014/317 Esas, 2015/225 Karar sayılı dosyada suç tarihinin 10.12.2014, iddianame düzenleme tarihinin ise 11.12.2014 olduğu,
Bu dosyadaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK’nun 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 89. maddesiyle değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18-son cümle delaletiyle anılan Yasanın 3/5. uyarınca temel ceza belirlendikten sonra aynı Yasanın 3/10. madde ve fıkrası gereğince uygulama yapılması, yine aynı Yasanın 3/22. maddesinin de uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, doğrudan 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. madde ve fıkrasından yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanık …’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.