Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2014/10189 E. 2020/4993 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/10189
KARAR NO : 2020/4993
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suçlar : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma
2- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hükümler : 1- Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet (Sanıklar …, …, …,…., …, …,…., …, ….,…., …, …, …, …., …, …., …, …., …, …, … hakkında)
2- Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri (sanıklar …. ve … hakkında)
3- Uyuşturucu madde ticaret yapmak suçundan beraat (sanık … hakkında )

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2018/5125 esas ve 2020/265 esasında kayıtlı dosyalar ile birlikte incelenmiştir.
1- Sanıklar … ve … hakkında ”kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE,
2- Sanıklar …, …, …, …, …, …, …., …, …, …., … ve … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Sanık … ve Hasan’da TCK’nın 188/4. maddesi kapsamında uyuşturucu madde ele geçirilmemesi ve TCK’nın 188/4. maddesi kapsamında uyuşturucu ele geçirilen diğer sanıklar ile iştiraklarının kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil ile ispat edilemediği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanunun 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşıldığından, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık … ve müdafiinin; sanıklar …, …., …., …., …., …. ve …. müdafilerinin; sanıklar …. ve …. ile Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen beraat hükmüne vekalet ücreti yönünden yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasına “Sanığın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 2.640 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4- Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
7201 sayılı Tebligat Kanununun 10/2. maddesindeki “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmüne aykırı olarak sanığın bilinen en son adres yerine doğrudan MERNİS adresine yapılmasının usulsüz olduğu anlaşıldığından, temyiz talebinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS’ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 18/10/2018 tarihinde öldüğünün belirtilmesi karşısında; sanığın ölüp ölmediği araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
5- Sanık Lütfi Ezin ve … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
a) Sanık Lütfi Ezin hakkında; 05/04/2007 tarihli suçtan dolayı 17/12/2007 tarihli iddianame ile temyiz konusu bu davanın açıldığı; UYAP ve adli sicil kaydına göre, 29/04/2007 tarihli suç nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 13/06/2007 tarihli iddianamesi ile ”uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılan dava üzerine, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/370 esas ve 2007/334 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 4 yıl 2 ay hapis ve 100 gün adli para cezasına hükmettiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından,
b) Sanık … hakkında; 05/04/2007 ve 12/04/2007 tarihli suçtan dolayı 17/12/2007 tarihli iddianame ile temyiz konusu bu davanın açıldığı; UYAP ve adli sicil kaydına göre, 01/06/2007 tarihli suç nedeniyle Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının 09/07/2007 tarihli iddianamesi ile ”uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan açılan dava üzerine, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/302 esas ve 2008/258 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında 4 yıl 2 ay hapis ve 50 gün adli para cezasına hükmettiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından,
Bu davalar ile ilgili dosyaların getirtilerek bu dosya içine konulması, daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, inceleme konusu suç ile kesinleşen davaya konu suçun müstakil suçlar olup olmadığının veya “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işlenip işlenmediğinin belirlenmesi, zincirleme suç oluşturduğunun saptanması durumunda, bunlardan en ağır sonuç doğuran suç esas alınarak tayin edilecek cezanın, zincirleme suç nedeniyle TCK’nın 43. maddesi gereğince artırılmasında ve böylece bulunacak sonuç cezanın, kesinleşen hükümdeki sonuç cezadan “fazla olması halinde” aradaki fark kadar “ek cezaya hükmolunmasında” zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ile sanık Lütfi’nin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,
6- Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
06.06.2007 tarihli olay nedeniyle temyiz konusu bu davanın açıldığı, aynı suç tarihli eyleminden dolayı sanık hakkında ‘’kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak” suçundan Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 20/09/2007 tarihli iddianame ile dava açıldığı, UYAP kayıtlarından Mersin 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/09/2009 tarih ve 2007/755 esas 2008/217 sayılı kararı ile sanık hakkında 10 ay verilen hapis cezasının aynen infazına karar verildiği ve hükmün kesinleşmiş olduğu görülmekle, dosyasının getirtilerek bu dosya içine konması; sanık hakkında aynı fiilden dolayı mükerrer dava açılıp açılmadığının ve her iki dosyadaki dava konusu uyuşturucu maddelerin aynı madde olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA,
7- Sanık … hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde:
Sanığın iletişim tespit tutanaklarındaki görüşmelerin kendisine ait olmadığını savunması karşısında, ses kayıtlarının getirtilip dinletilerek sanıktan seslerin kendisine ait olup olmadığının sorulması, kendisine ait olmadığını söylediği takdirde ses örneklerinin alınarak belirtilen konuşmalardaki seslerin sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, sonucuna göre dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA,
8- Sanıklar …, …, …, …. hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde:
Üzerlerinde ve ikametlerinde herhangi bir uyuşturucu madde bulunmayan sanıkların suç tarihlerinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ilgisi olduklarına ve diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiklerine ilişkin içeriği tam olarak belirlenemeyen soyut telefon görüşmeleri dışında mahkûmiyetlerine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yerine yazılı şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet hükmü verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık … ve müdafii, sanık …. müdafii, sanıklar … ve …. ile Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA,06/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.