Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/21820 E. 2020/13737 K. 15.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21820
KARAR NO : 2020/13737
KARAR TARİHİ : 15.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Hükmün açıklanmasına neden olan kasıtlı suçun, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesinde düzenlenen basit yaralama suçu olduğu ancak ihbara konu ilama ilişkin iddianamede sanık hakkında TCK’nin 86/2. maddesi gereğince basit yaralama, TCK’nin 106/1-1. maddesi gereğince tehdit suçlarından kamu davası açıldığı, suç tarihinde tehdit suçunun uzlaşma kapsamında bulunmaması ve 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesi gereğince soruşturma aşamasında tüm suçlar yönünden uzlaştırmanın mümkün olmadığı anlaşılmış ise de, sanığın üzerine atılı TCK’nin 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nin 253/3. maddesinin uygulanma koşullarının ortadan kalktığı ve ihbara konu ilamda hükmün açıklanmasına neden olan basit yaralama suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla; Kaş Asliye Ceza Mahkemesinin 04.11.2015 tarih ve 2015/490 Esas – 2015/990 Karar sayılı ilamına konu suç yönünden uzlaştırma usulünün uygulanıp uygulanmadığının araştırılması, uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresi içinde başkaca kasıtlı suçtan mahkum olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
2) Adli tıp kriterleri açısından kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) ila ağır (6) derece şeklinde sınıflandırılması ve 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinde kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre cezanın en fazla (1/2) oranında artırılmasının öngörülmüş olması karşısında, katılan hakkında düzenlenen adli raporda, vücudundaki kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1.) derece olduğunun belirtilmesine rağmen, TCK’nin 3. maddesine göre orantılılık ilkesine aykırı olarak sanığın cezasında (1/4) oranında artırım yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
3) Gerekçeli karar başlığında katılanın adı ve soyadı yazılmaması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 232/2-b maddesine aykırı davranılması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas- 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 15.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.