YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/365
KARAR NO : 2020/4841
KARAR TARİHİ : 23.09.2020
Mahkemesi : Balıkesir 1. İş Mahkemesi
Dava, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı işverene ait zeytin ve zeytinyağı işletmesi fabrikasında zeytin eleme işçisi olarak çalıştığını, ilk işe giriş bildirgesinin işveren tarafından davalı Kuruma verildiğini, davacının Kuruma yapmış olduğu başvuru sonucunda Kurum tarafından verilen cevabi yazıda 20.11.1986 tarihli işe giriş bildirgesi verildiği; ancak bu döneme ait herhangi bir bildirim ve ödeme yapılmadığından işe giriş bildirgesindeki tarihin sigortalılığın başlangıcı olarak kabul edilmediğini belirterek, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 20.11.1986 olarak tespitini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı adına Kuruma işe giriş bildirgesi verildiğini; ancak dönem bordrosunun verilmediğini, davanın yersiz olduğunun savunarak reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından,
“Yapılan yargılama sonucu toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; davacıya ait işe giriş bildirgesinin düzenlenerek kuruma verilmiş olması, Kurumun dahi bu işe giriş bildirgesi üzerine davacıya sigorta sicil numarası vermesi, dönem bordrosunda adları bulunan dolayısıyla davacı ile aynı dönemde aynı işyerinde çalıştıkları resmi nitelikteki kayıtlar ile de sabit bulunan dönem bordrosu tanıklarının fiili çalışmayı doğrulamaları, işverenin üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesinde, aylık bildirge ve dönem bordrolarını kuruma vermemesinde veya bunlarda işçinin ismine yer vermemesinde davacının hiçbir kusurunun bulunmaması, bu gerekçelerle davacıyı anayasa ile güvence altına alınmış sosyal güvenlik hakkından yoksun bırakmanın sosyal hukuk devletinin ilkeleri ile bağdaşmaması, esasen davalı kurumunda kendi üzerine düşen denetim ve gözetim görevini yerine getirmediğinin açıkça ortada olması, işe giriş bildirgesinin verilmiş olması halinde en azından bir gün süreyle sigortalı olarak çalışıldığının kabulünün gerekmesi, aksinin yani çalışılmadığının da kurum tarafından ispat edilememesi karşısında davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.” gerekçesiyle,
“Davanın kabulü ile,
… T.C. kimlik nolu davacı …’ın … sicil sayılı … ünvanlı işyerinde 1 günlük çalışmasının ve işe ilk giriş tarihinin 20/11/1986 tarihi olduğunun tesbitine ,” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından,
“Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, temyiz dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
506 sayılı Kanunun 108. maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanunun 79/10. maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır.
Davacı bakımından zeytin toplama işi işyerinde 20.11.1986 günü çalışmaya başladığı yönünde hakkında düzenlenen işe giriş bildirgesi davalı Kuruma verilmesine karşın herhangi bir sigortalılık bildirimi ve adına prim ödemesi gerçekleştirilmeyen davacının istemi, sigortalılık başlangıç tarihinin tespitine ilişkin olup Mahkemece yapılan yargılamada davanın kabulüne karar verilmiş; davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi tarafından reddedilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun Geçici 7/1. maddesi atfı ile 506 sayılı Kanun olup, 506. sayılı Kanunun “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesinde;
“I – Aşağıda yazılı kimseler bu kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar:
A – (Değişik alt bent: 24/10/1983 – 2934/1 md.)
a)Kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle,
b)Özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak,
c)Tarım sanatlarına ait işlerde,
d)Tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde,
e)Tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe, fidanlık ve benzeri işlerinde,
Çalışanlar hariç olmak üzere tarım işlerinde çalışanlar..” hükmü öngörülmüştür.
01.10.2008 tarihinde genel olarak yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunda da aynı yaklaşım benimsenmiş ve Kanunun “Sigortalı sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesinde; Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında; “…ı) Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar… 4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.” hükmü yer almaktadır.
Eldeki davada, öncelikle dava dışı işyerinin vasıf ve nitelikleri ile tarım işyeri olup olmadığı hususu ile süreksiz iş niteliğinin ve bu kapsamda 30 günü geçmeyen işçilerin çalıştırılıp çalıştırılmadığı, ayrıntılı şekilde irdelenmeli, işyerindeki diğer çalışan bildirimleri yapılmış olan kimselerin davalı Kurumca 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi niteliğinin kabul edilip edilmediği ile bu kimselerin tanıklığına başvurularak ayrıntılı beyanları alınmalı ve gerektiğinde komşu arazi/bahçe/zeytinlik sahipleri ve çalışanları dinlenerek, işyerinde yapılan işin sürekli olup olmadığı hususu üzerinde durulmalı, davalı işveren nezdinde tutulan iş sözleşmeleri, istihkak bordroları, çalışanlar listesi, ödeme bordroları gibi belgelerin varlığı da araştırılmak suretiyle, bu husus açıklığa kavuşturulmalı ve işyerinde 506 sayılı Kanun kapsamında mı yoksa 2925 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtildiği şekilde “nitelikleri bakımından en çok 30 işgünü süren işler” niteliğinde olup olmadığı net bir şekilde belirlendikten sonra, sonucuna göre davacının çalışmasının tarım işinde süreksiz çalışan olduğunun anlaşılması halinde, talep tarihi itibariyle, kısa süreli tarımsal faaliyette bulunanların zorunlu sigortalı sayılmasına olanak veren bir düzenleme olmaması nedeniyle, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti isteminde bulunamayacağı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 23.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.