YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4585
KARAR NO : 2020/3787
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Zile Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.05.2016 tarih ve 2014/655-2016/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının, arkadaşı dava dışı …’in davalıya olan 120.000.- TL borcunun teminatı olmak üzere borç ödendikten sonra davacıya iade edilmek üzere bono verdiğini, davalı tarafından dava dışı …’den olan alacağı tahsil edildiği halde bononun iade edilmediğini, söz konusu bononun iade edilmemesi üzerine davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve bu soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek, 160.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi vermemiştir.
Mahkemece, davacının dava konusu bononun teminat senedi olduğuna ilişkin iddiasını İİK’nın l69-a-1 maddesinde öngörülen nitelikte bir belge ile ispatlayamadığı ve davalıya yöneltilen yeminin eda edildiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı asil tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı asilin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava icra takibinden önce açılmış kambiyo senedinin bedelsizliği iddiasına dayanan menfi tespit davasıdır. Davalının bonoda alacaklı sıfatı bulunmamaktadır. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir olgudur (Hukuk Genel Kurulu 27.1.2016, 13/684-106). Hal böyle olunca davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru olmadığı gibi;
Mahkemece, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına AAÜT’nin 7/2 maddesinin “Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.” hükmü uyarınca 1.800,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmayıp bu hususlar bozmayı gerektirse de yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının gerekçe ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı asilin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK 5236 sayılı Kanunun 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/son maddesi gereğince mahkeme kararının gerekçesi yazılı şekilde düzeltilerek ve hüküm fıkrasının 3. maddesindeki “15.550,00 TL” rakamlarının hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine; “1.800,00 TL” rakamlarının yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.