YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14091
KARAR NO : 2011/20078
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
Davacı … ile davalı … vs. aralarındaki suya müdahalenin önlenmesi davasına dair … Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 13.04.2010 günlü ve 2007/221 E.-2010/111 K.sayılı hükmün Bozulması hakkında dairece verilen 08.03.2011 günlü ve 2010/23035 E.-2011/3520 K.sayılı ilama karşı davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada; davalının, adına tapuda kayıtlı bulunan 301 parselden çıkan kaynaktan, 3 gün boyunca sulama hakkını noter satış senedi ile davacıya sattığı, su hakkını devrettiği, ancak davalının 320 parsel sayılı taşınmaz içinde su çıkartmak amacıyla kazı çalışması yapmasının davacının kullanım hakkını satın aldığı suyun kurumasına yol açacağı belirtilerek, suya müdahalenin önlenmesi talep edilmiştir.Mahkemece, genel suların özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı tarafından temyizi üzerine; dairemizin 08.03.2011 gün ve 2010/23035-2011/3520 sayılı ilamı ile mahkeme kararı bozulmuştur. Davalı vekili, süresinde verdiği dilekçe ile dairemiz kararının düzeltilmesini istemiştir.Karar düzeltme istemi üzerine yapılan incelemede; dairemizin bozma ilamında maddi hataya dayalı olarak sehven “(Kaldı ki su genel su olarak kabul edilemez)” ifadesinin yazıldığı anlaşılmış olup, davalı vekilinin maddi hataya ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile dairemizin 08.03.2011 gün ve 2010/23035-2011/3520 sayılı bozma kararının kaldırılarak anılan kararın aşağıdaki şekilde düzeltilmesine;Davacı vekili dilekçesinde, davalının adına tapuda kayıtlı bulunan 301 parselden çıkan kaynaktan, 3 gün boyunca sulama hakkını noter satış senedi ile müvekkili olan davacıya sattığını, su hakkını devrettiğini , ancak davalının 320 parsel sayılı taşınmaz içinde su çıkarmak amacı ile kazı çalışmalarına başladığını, bu durumun ise kullanım hakkını satın aldığı suyun kurumasına sebep olacağını beyan ederek, suya müdahalenin önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece, genel suların özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında yapılan satış sözleşmesine göre, davalı davacı tarafa su kullanım hakkını devretmiştir. Uyuşmazlığın da bu satış sözleşmesine göre çözümlenmesi gerekecektir. Suyun genel su olarak nitelendirilmesi sözleşmeden doğan hakkın kullanılmasına engel teşkil etmez. Davalı sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmekle yükümlüdür.Dosyada mevcut jeoloji mühendisinin raporunun incelenmesinden dava konusu suyun debisinin 0,12 lt./sn olduğu, kazının yapıldığı 320 parselde bulunan kuyuda şu an itibariyle su bulunmadığı , ancak davalı tarafından kazıya devam edildiği takdirde, bu kazının dava konusu suyu etkileyeceği anlaşılmıştır.Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek, yapılacak yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.