YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/18193
KARAR NO : 2012/1507
KARAR TARİHİ : 24.01.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 1.569,40 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı belediyeye ait kepçenin yol ve kaldırım çalışması yaptığı sırada davacıya ait anfi dolabına çarpması nedeniyle uğranılan zarar bedeli 1.569 TL nın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili cevabında, davada hizmet kusurunun bulunması nedeniyle uyuşmazlığın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Mahkemece; davalının yol bakım ve onarım çalışması nedeniyle uğranılan zararın idari işlem ve eylemden kaynaklandığından ve idari yargının görevli olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.Bir kamu kuruluşu tarafından, kamu yasaları uyarınca yapılmış olan tesislere bakma ve o tesisleri kullanma yükümlülüğü yine kamu yasalarından doğan bir yükümlülüktür. O halde, anılan nitelikteki bir kamu tesisinin gerek yapılmasındaki, gerekse kullanılması veya muhafazasındaki kusurdan doğan zararlar idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunduğundan onların ödetilmesi istekleri 11.02.1959 tarih ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının 2.bendi hükmünce tam yargı davasının konusunu oluşturur. Bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesi hükmüne göre idari yargı yerinde açılması gerekir.Ancak davada, davalı belediyenin kaldırım düzenlemesi çalışması sırasında taşeron firma tarafından kullanılan kepçenin davacıya ait anfi dolabına çarpması sonucu uğranılan zarar bedeli talep edilmektedir. Bu durumda davanın bir idari işlem veya eylemden değil kepçenin yanlış kullanılmasından, başka bir deyişle kişisel kusurdan kaynaklanması nedeniyle BK.nun 41 vd.maddeleri gereğince zararın tazmini yönünden Adli Yargının görevli olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın esası hakkında araştırma yapılarak ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yargı yolu uyuşmazlığı oluşturacak şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.