YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19608
KARAR NO : 2012/27487
KARAR TARİHİ : 30.11.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki Tüketicinin Hakem Kurulu Kararına itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde Yargıtay Başsavcılığınca Kanun yararına temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; 14.09.2010 tarihinde….Kaymakamlığı Tüketici Sorunları Hakem Heyetine kredi kartından alınan yıllık 45 TL kredi aidatının iadesi için şikayette bulunduğunu, hakem heyetinin 09.11.2010 tarih ve 21/72 sayılı kararı ile talebinin reddedildiğini belirterek hakem heyeti karanının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; “dosya kapsamı, taraf beyanları, hakem heyeti dosyası birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar verilmiştir” gerekçesiyle, davanın reddine dair verdiği karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca kanun yararına temyiz edilmiştir.
Anayasamızın 141/3 maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 298/2.maddesine göre; “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.”
Açıklanan bu hükümler en başta yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir ve emredici hükümlerden olup “kamu düzeni” amacı ile vaz’edilmişlerdir. Bu hükümlerle getirilen koşulları, hükmün açıklığı ve anlaşılırlığı kadar infaz kabiliyetini de sağlamak amacını taşımaktadır. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Görülmektedir ki, uyuşmazlıkların çözümünde yargıya düşen en önemli görevlerden birisi de açık ve net çözümler bulmak, anlaşılabilir, tutarlı kararlarla kamu düzen ve 2012/19608-27484
barışının sağlanmasına hizmet etmek olmalıdır. Taraflar ancak gerekçe sayesinde hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilecekleri gibi Yargıtay denetimi de ancak kararın gerekçe içermesi halinde mümkün olacaktır. İşte bu nedenledir ki, kararın gerekçesinde hangi maddi vakıanın hangi hukuki sebeple davacıyı haklı gösterdiğinin açıklanması halinde ancak, HMK.nun 298. maddesine uygun bir kararın varlığından söz edilebilecektir. Gerek Anayasamız, gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemelerin nihai amacı da budur.
Adil yargılanma hakkının içinde barındırdığı temel haklardan olan ve dayanağını insan onuru ile eşitlik ilkesinden alan, hukuki dinlenilme hakkının üç unsuru vardır. Bunlar, tarafların yargılama konusunda bilgilenme hakkı, yargılama ile ilgili açıklama ve ispat hakkı, bu açıklamaların mahkemece dikkate alınıp değerlendirilmesi yükümlülüğüdür. Gerekçe özellikle tarafların yargılamada dikkate alındığının, açıklama ve delillerinin değerlendirildiğinin bir göstergesidir.
Kararın gerekçeli olması hukuk devletinin ve hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir. Zira, mahkemenin keyfilikten uzak şekilde, hukuka ve kanuna uygun karar verip vermediği ancak gerekçeden anlaşılabilir. Bu sebepledir ki, Anayasa’da kararların gerekçeli olması özel olarak vurgulanmıştır.
Mahkemece, bu olgular ışığında davacının Tüketici Sorunları Hakem Heyetinden ne talep ettiği, hakem heyetinin verdiği kararın özeti,davacının talebi, davalının savunması, dosyada bulunan delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebeplerinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin kararda gösterilmesi gerekirken; Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararının neye ilişkin olduğu dahi belirtilmeksizin “dosya kapsamı,taraf beyanları, hakem heyeti dosyası birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar verilmiştir” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına temyiz talebinin kabulü ile … 1.Tüketici Mahkemesi’nin 14.04.2011 tarih ve 2010/1192 esas 2011/ 212 karar sayılı kararının sonuca etkili olmamak üzere kanun yararına BOZULMASINA, 30.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.