Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2017/18443 E. 2020/15350 K. 09.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/18443
KARAR NO : 2020/15350
KARAR TARİHİ : 09.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı isteminin özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı davalıya ait işyerinde 04.03.2009-26.08.2011 tarihleri arasında iş akdine bağlı olarak çalıştığını, müvekkilinin yasal sınırların üzerinde çalışma yapmasına rağmen fazla mesai ücreti ödenmediğini, gişedeki başarılı çalışması nedeniyle ticari pazarlama bölümüne atandığını, daha sonra bir arkadaşlarının tayini çıkmasından ötürü geçici süreyle (1 ay) gişede çalışacağının bildirildiğini, ancak yaklaşık 1 yıl bu çalışmasının devam ettiğini, müvekkilinin belirtilen bu haklı nedenlerle iş akdini feshettiğini, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı cevabının özeti:
Davalı vekili, davaların kısmi dava ve belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının 04.03.2009 tarihli hizmet sözleşmesi ile müvekkili bankada çalışmakta iken 08.08.2011 tarihinde istifa ederek işten ayrıldığını, istifa etmek suretiyle işten ayrıldığından kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, fazla mesai alacağı bulunmadığını; yapılan fazla mesai ücretlerinin hizmet sözleşmesinin 10.md.si gereği maaşıyla birlikte, maaşının içinde ödendiğini, fazla çalışma yaptığına ilişkin iddiaların doğru olmadığını, imzaladığı hizmet sözleşmesi ile fazla çalışmaya muvafakat ettiğini, kendisine fazla çalışma için ayrıca bir ücret ödenmeyeceğinin hükme bağlandığını; Yargıtay kararları gereği bu durumda davacının ancak yasal fazla çalışma süresinin 270 saati aşan kısmı için talepte bulunabileceğini, böyle bir çalışması olmadığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatı dışındaki işçilik alacakları için zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık döneme ilişkin fazla çalışmalarını talep edebileceğini, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme kararının özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında davacının iş akdinin feshi tarihi ve fesih şekli hususunda kısmi uyuşmazlık bulunmakta olup; davacı yanca iş akdinin 26.08.2011 tarihinde fazla mesai ücretinin ödenmemesi ve geçici olarak görevlendirildiği gişede 1 yıl kadar çalışması nedeniyle haklı nedenle feshedildiği, davalı yanca ise 08.08.2011 tarihinde davacı yanca istifa suretiyle iş akdinin sona erdirildiğinin savunulduğu, dosyaya sunulan 08.08.2011 tarihli davalı işverene hitaben yazılan dilekçe ile davacının “tüm alacak haklarım saklı kalmak üzere 08.08.2011 tarihi itibarıyla tamamen kendi isteğim ile istifa ederek ayrılıyorum” şeklinde işyerinden ayrıldığı, davacı asil söz konusu dilekçe yönünden isticvap edilmiş olup, imzamın kendisine ait olduğunu, dilekçeyi kendisinin yazdığını, görev yeri değişikliği nedeniyle kendisinin yazdığını, ihbar süresini çalışarak işten ayrıldığını beyan ettiği, dosya içerisinde bulunan işten ayrılış bildirgesine göre de işveren tarafından davacının 26.08.2011 tarihinde 03 (istifa) kodu ile işten ayrıldığı kuruma bildirildiği, dinlenen davacı tanıkları, davacının ticari pazarlama bölümünde çalıştığını, gişeden ayrılan personelin yerine geçici olarak bir ay bakmak için görevlendirildiğini, ancak uzun süre burada çalışmak zorunda kaldığını, yeni görevlendirildiği bölümün çalışma şartlarının önceki görevine göre daha uzun ve zor olduğunu, geçici görevlendirildiği yerin prestij ve kariyer açısından daha düşük olduğunu, mesai ücretlerinin tam ödenmediğini beyan ettiği, davacı yanca fazla mesai ödenmemesi de ayrıca fesih yönünden haklı neden olarak ileri sürülmüş ise de; aşağıda belirtildiği üzere ödenmeyen fazla mesai alacağı bulunmadığından bu fesih nedeni olarak değerlendirilmediği, dosya kapsamına göre işverenin, davacı işçiyi ticari pazarlama bölümünden alarak gişe bölümünde görevlendirilmesi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22. maddesi kapsamında esaslı değişiklik niteliğinde olup, davacının bu değişikliği 6 işgünü içerisinde yazılı olarak kabul etmemesi halinde davacıyı bağlamayacağı açıktır. Çalışma koşullarının değiştirilmesi haklı fesih nedeni olarak düzenlenmemiş ise de aynı zamanda çalışma koşullarının uygulanmaması anlamına geldiğinden, aynı yasanın 24/11-f bendinde belirtilen hal, işçinin haklı fesih nedenleri arasında sayıldığı, bu nedenle iş akdinin davacı tarafından haklı neden ile sona erdirildiği sonucuna ulaşıldığı, bu durumda davacının ihbar tazminatı talep hakkı doğmasa da kıdem tazminatına hak kazandığı, davalı yanca dosyaya sunulan belgelere göre, davacıya 26.08.2010 tarihinden itibaren tüm hesap dönemi yönünden fazla mesai ücreti tahakkuk ettirilerek maaş hesabına ödendiği ispatlandığı, dosyaya sunulan bordrolarda herhangi bir ihtirazi kaydın bulunmakta olup, davacı yanca da dosyaya herhangi bir yazılı delil sunulmadığı, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan yazılı kayıtların aksini kanıtlar mahiyette eşdeğer nitelikte delil bulunmadığı anlaşıldığından, davacının ispat külfetini yerine getiremediği, bu nedenle de fazla mesai alacağına yönelik davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin Mahkememize açmış olduğu davasını, dava dilekçesinde HMK 107. madde kapsamında belirsiz alacak davası olarak nitelendirdiği anlaşılmış olup; bu konudaki mevcut Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere alacak miktarının belirlenmesinin yargılama sırasında başka bir olgunun tespit edilmesine bağlı olması durumunda alacağın belirsiz olduğunun kabul edilmesi gerektiği, işçilik alacaklarının ve tazminatlarının hak kazanma ve hesap yöntemi yönünden pek çok etkene bağlı olarak değişkenlik gösterdiği, İş hukukundaki işveren tarafının baskın konumu nedeniyle özellikle aylık ücretin belirlenmesi konusundaki mevcut zorluklar ve giydirilmiş ücretin tespitinin taraflar arasında ihtilaflı olması, işçinin işe giriş çıkış tarihi, fazla mesai, yıllık izin ve genel tatil ücreti gibi alacak kalemlerinin hesaplanmasında ülkemize has güçlükler de dikkate alındığında; davamıza konu alacak kalemlerinin belirsiz olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının talep ettiği işçilik alacakları hakkındaki 14/10/2015 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesi ile kıdem tazminatı talebinin kabulüne, fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, fesih ve kıdem tazminatına hükmedilmiş olması bakımından;
Dava dilekçesinde, fazla mesai ücretinin ödenmemesi ve çalışma şartlarında esaslı değişiklik nedeni ile davacının haklı feshettiği ileri sürlmüştür.
Cevap dilekçesinde davacının istifa ettiği savunulmuştur.
İstifa dilekçesi, el yazısı olup, düzenleme tarihi 08/08/2011’dir. “Tüm alacak haklarım saklı kalmak üzere 08/08/2011 itibariyle tamamen kendi isteğimle istifa ederek ayrılıyorum” yönünde açıklama içeren bu istifa dilekçesinde davacıya atfen imza mevcuttur. Davacı asıl duruşmada, bu istifa dilekçesindeki yazıyı ve imzayı kabul etmiştir. “Ben ticari pazarlama bölümüne alınmış idim, sonrasında gişedeki arkadaşının tayinin çıkması nedeni ile geçici olarak gişeye bakacağım söylendi gişeye bakmaya devam ettim ancak fazla mesai cüretlerinin ödenmemesi nedeni ile isticvaba konu istifa dilekçesini yazarak işten ayrıldım başka bir yerde çalışmaya başladım , ben davalı iş veren yanından fiilen istifa dilekçesini verdikten 40 gün kadar sonra ihbar süresini çalıştıktan sonra işten ayrıldım” yönünde beyanda bulunmuştur.
Davacı tanıklarından biri “ Davacı ticari pazarlama bölümüne geçti, kendisine bir aylığına istifa eden gişe personelinin yerine bakması istendi ancak uzunca bir süre gişe de çalışmaya devam etmek zorunda kaldı, fazla mesai ücretlerimiz alamamız nedeni ile davacı kendisi işten ayrıldı” yönünde beyanlarda bulunmuştur, diğer bir davacı tanığı benzer ve ilave yönlerde beyanlarda bulunmuş olmakla birlikte davalı ile davası mevcuttur.
Mahkeme etarafından iş koşullarındaki esaslı değişiklik nedeni ile davacının iş aktini haklı nedenle feshettiğini kabul edilmiştir.
Davacının duruşmadaki beyanında istifa dilekçesi gerekçesi olarak çalışma koşullarındaki/ görevindeki esaslı değişiklikten değil fazla mesai ücretinin ödenmemesinden bahsetmesi, fazla mesai ücretinin ispatlanamaması, davacının bir kısım ihbar süresinde davalıda çalıştığını beyan etmesi, eldeki davanın istifa dilekçesinden yaklaşık 4 yıl sonra açılması yukardaki delil durumu le birlikte değerlendirildiğinde,davacının haklı bir neden olmaksızın davalı işverenlikteki işinden istifa ettiği, bu nedenle kıdem tazminatı alamayacağı anlaşılmaktadır.
Kıdem tazmiatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 09/11/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.