YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7623
KARAR NO : 2020/12093
KARAR TARİHİ : 29.09.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, trafik güvenliğini tehlikeye sokmak
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
… Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11.12.2015 tarih ve 2015/4717 numaralı iddianame ile sanık …’in ayrıca müşteki …’a yönelik kasten yaralamaya teşebbüs suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında bu suç yönünden herhangi bir karar verilmediği anlaşılmış ise de; hakkında hüküm kurulmayan eyleme ilişkin olarak zamanaşımı süresince her zaman bir hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
) Sanık … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” suçundan hüküm kurulurken, TCK’nin 179/3 maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 179/2. maddesi gereği ceza tayin edilmesi gerekirken, uygulama maddesi olarak, ceza yaptırımı öngörmeyen TCK’nin 179/3. maddesinin gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata kabul edildiğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
a) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre de;
b) Sanık hakkında tekerrüre esas alınan İzmir 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.04.2013 tarih ve 2012/1496 Esas – 2013/298 Karar sayılı ilamıyla sanığın 5237 sayılı TCK’nin 116/4. maddesi gereğince konut dokunulmazlığını ihlal suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ancak, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nin 253. maddesi gereğince uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan suçun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla; TCK’nin 2. ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükme ilişkin uzlaştırma işlemi yapılıp yapılmadığı mahkemesinden sorularak, sonucuna göre, sanığın adli sicil kaydında başkaca tekerrüre esas sabıkası olduğu da gözetilerek, TCK’nin 58. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri bakımından hangi ilamın tekerrüre esas alınacağının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 29.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.