YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14606
KARAR NO : 2013/18717
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, geçirdiği iş kazası sonucu sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödemeleri ve sarf edilen tedavi masrafları nedeniyle uğranılan Kurum zararının 5510 sayılı Yasanın 21/1 ve 76/4 maddeleri uyarınca davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
İş kazası, davalı işverenin yüksekliği 3,5 metre ve 35-40 derece eğimi olan acılık ayağında ayak içi nakliyata tertip edilen sigortalının, olukta takılan kömür postasına yol açmak için olukta meydana gelen boşluğa oluk yerleştirirken nereden geldiği tespit edilemeyen taş parçasının sol el işaret parmağına çarpması sonucu sigortalının sol el parmağının kırılması şeklinde meydana gelmiştir.
Mahkemece alınan kusur raporunda, olayın % 60 sigortalının kusuru, %20 davalı işverenin kusuru, %20 yeraltının zor koşulları nedeniyle kaçınılmazlık sonucu meydana geldiği kabul edilmiş ise de, oluşa uygun olmayan bilirkişi raporunu esas alan mahkemenin hükmü eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 21/1 ve 76/4. maddeleri gereğince, işverenin rücu alacağından sorumluluğu, ancak kastı veya işçilerin sağlığını koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi, ya da suç sayılabilir bir davranışının varlığı halinde olanaklıdır. Başka bir anlatımla, işverenin yalnızca, fıkrada öngörülen sınırlı sayıdaki durumlarda sorumluluğu söz konusudur. Anılan fıkralarda yer alan, “İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.” cümleleri gereğince, iş kazalarında ilgililerin kusur durumları belirlenirken kaçınılmazlığın da göz önünde bulundurulması ve belirlenen kaçınılmazlık payından işverenin sorumlu tutulmaması gerekmektedir. Kaçınılmazlık olgusundan ise, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda geçerli mevzuat hükümleri çerçevesinde, doğabilecek olası zararlı sonuçların önlenmesi yönünde, duruma ve koşullara göre ilgililerden beklenebilecek tüm özenli ve dikkatli çabaya karşın sigortalıyı bedence veya ruhça arızaya uğratan iş kazasının meydana gelmesi durumunda söz edilebilir. Günümüz teknolojisinde bir takım olayların sonuçlarının kısmen kaçınılmazlık/kötü rastlantılarla açıklanması, alınabilecek önlemler düşünüldüğünde olanaksızdır. Kaçınılmazlık/kötü rastlantı olarak adlandırılan olguların bir çoğunun temelinde insan yanılgı ve savsamaları, özen eksikliği bulunduğu bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki, her birey, zararlı sonuçların önlenmesi için durum ve koşulların kendisine yüklediği özen ve dikkat yükümünü göstermek zorundadır. Öngörülebilir sonuçlar karşısında kaçınılmazlık/kötü rastlantı yönünde değerlendirme yapılamaz.
Yukarıda belirlenen maddi ve hukuki olgular karşısında iş kazasının kaçınılmazlık sonucu oluşmadığı açıktır.
Mahkemece, konusunda ve iş güvenliği alanında uzman bilirkişilerden iş kazasının oluşumundaki kusur durumunu irdeleyen, oluşa ve mevzuata uygun kusur raporu alınmalı ve sonucuna göre çelişkiye yer bırakmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.