YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3682
KARAR NO : 2020/4904
KARAR TARİHİ : 05.10.2020
Adalet Bakanlığının, 25/03/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında kamu davasının durmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/434 esas, 2018/758 sayılı kararının ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli ve 2018/520 esas, 2019/159 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14/05/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 01/05/2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 13/10/2016 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği; erteleme kararının tebliğ edildiği ancak itiraz hakkının gösterilmediği,
2- Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanması için gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin 24/10/2016 tarihinde tebliğine rağmen Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine gönderilen ikinci uyarılı başvuru davetiyesinin de 08/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği,
Ancak buna rağmen de kuruma müracaat etmemesi üzerine TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca “…tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği…” gerekçesiyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, 05/06/2017 tarihinde kamu davası açıldığı,
3- Yapılan yargılama sonucunda İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/434 esas, 2018/758 sayılı kararıyla “uyuşturucu kullanan kişilerin öncelikle bu illetten kurtulmalarının amaçlandığı, sanığın samimi olarak tedaviye uyma niyetinde olduğu” gerekçesiyle “sanık hakkındaki kamu davasının durmasına ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının devamına” karar verildiği, kararın itiraz edilmeden kesinleştiği,
4- Aynı sanığın 22/10/2017 ve 20/02/2018 tarihlerinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçları bakımından yapılan soruşturma sonucunda, TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmeden 04/09/2018 tarihinde kamu davası açıldığı,
Ancak yapılan yargılama sonucunda, İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli ve 2018/520 esas, 2019/159 sayılı kararıyla, “sanık hakkında daha önceki suçtan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda durma kararı verilmiş olduğu, yargılama konusu olan 22/10/2017 ve 20/02/2018 tarihli suçlar yönünden dava şartı bulunmadığı” gerekçesiyle “karar verilmesine yer olmadığına” karar verildiği, kararın yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “1- İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/434 esas, 2018/758 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Somut olayda, hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve tedavi ile birlikte denetimli serbestlik tedbirine hükmedilen şüphelinin Gebze Denetimli Serbestlik Müdürlüğün 14/10/2016 tarihli ve 2016/943 DS sayılı yazıyı içeren çağrı kağıdının 24/10/2016 tarihinde tebliğ edilmesini müteakip sanığın yasal süre içerisinde anılan Müdürlüğe müracaat etmediği ve her hangi bir mazerette bildirmediğinden bahisle yine yazılı olarak uyarılmasına karar verildiği ve “yeniden yükümlülük ihlali halinde hakkında dava açılacağı” uyarısını içeren bu davetiyenin 09/11/2016 tarihinde tebliğ edildiği, bunun da ikinci uyarı olarak kabul edilmesi gerektiği, ancak şüphelinin 19/11/2016 tarihinde ikinci kez yükümlülüklerini ihlal ettiği, bu hali ile 2 kez uyarılmasına rağmen 2 defa yükümlülüklerini ihlal ettiği görüldüğünden, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada “kovuşturma şartı” olan “ısrar koşulu”nun gerçekleştiği anlaşıldığından, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli ve 2018/520 esas, 2019/159 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 22/10/2017 ve 20/02/2018 tarihlerinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 04/09/2018 tarihli ve 2018/10016 soruşturma, 2018/39198 esas, 2018/31988 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yargılaması sonucunda İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli kararı ile “..yapılan incelemede her ne kadar sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/434 esas sayılı dosyasında sanık hakkında durma ve denetimli serbestlik kararı verildiği, kararın 22/01/2019 tarihinde kesinleştiği, 22/10/2017 ve 20/02/2018 tarihlerinde işlediği iddia olunan suçların yeni bir suç oluşturmayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğundan bahisle…” şeklindeki gerekçe ile karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli kararına dayanak oluşturulan İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli kararında, adı geçen sanığın 01/05/2016 tarihinde işlediği aynı nitelikteki eylemi sebebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 05/06/2017 tarihli ve 2017/91087 soruşturma, 2017/21080 esas, 2017/17784 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, kamu davasının açılması ile hukuki kesintinin oluştuğu ve İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli kararına konu suçun hukuki kesintinin gerçekleştiği tarihten sonra, yani 22/10/2017 ve 20/02/2018 tarihlerinde işlendiği ve dosyaya konu suçun müstakil bir suç oluşturacağı ve Mahkemesince de yargılamaya devamla işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek, İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/434 esas, 2018/758 sayılı kararının ve İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli ve 2018/520 esas, 2019/159 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
1- Kamu davasının durmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/434 esas, 2018/758 sayılı kararının incelenmesinde:
Kamu davası açılmadan önce 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesiyle değişik TCK’nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile birlikte denetimli serbestlik ve tedavi tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda, erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı için, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi usulsüzdür. Bu durumda karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile kesinleştiğinden söz edilemez. Dolayısıyla bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda kesinleşmemiş kararla ilgili sanığın yükümlülüklere uymaması eyleminin gerçekleştiğinin kabulü mümkün olmadığından, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle “kamu davasının durmasına” karar verilmesi sonucu bakımından yasaya uygun olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
2- Karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli ve 2018/520 esas, 2019/159 sayılı kararının incelenmesinde:
CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasında, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” hükmü öngörülmüştür.
İnceleme konusu olayda Mahkemece “kovuşturma şartının” gerçekleşmediği kanaatine varılması durumunda CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrasının 2. cümlesi gereğince bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “davanın durmasına” karar verilmesi gerekirken, CMK’nın 223. maddesinde karar ve hüküm türleri arasında sayılmayan “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi bu yönüyle ve değişik gerekçeyle yerinde görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre;
1- Kamu davasının durmasına dair İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/12/2018 tarihli ve 2018/434 esas, 2018/758 sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
2- Karar verilmesine yer olmadığına ilişkin İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/03/2019 tarihli ve 2018/520 esas, 2019/159 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
05.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.