YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/372
KARAR NO : 2013/15885
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, … nezdinde direksiyon usta öğreticisi olarak 01.01.1991 ilâ 01.02.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitine ve sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1991 tarihi olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut olayda; davacının, ….Motorlu Taşıtlar Sürücü Kursundaki 01.01.1991 ilâ 01.02.2002 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti talep edilmiş, mahkemece, Kuruma resmi bir bildirim yapılmadığından ve dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacının hizmet cetvelinde, talep dönemi içinde çalışmasının olduğu … Tur. Tic. A.Ş isimli işyeri bulunduğu, tanık beyanlarında … şirketinin bünyesinde sürücü kursu açıldığına yönelik beyanlar bulunduğu gözetildiğinde, davalı işveren ilgili Milli Eğitim Müdürlüğünden tespit edilmeden, işyeri sicil dosyası ve davacının şahsi sicil dosyası Kurumdan celbedilip, davacının çalışmalarına ilişkin Kuruma bildirim yapılıp yapılmadığı şüphe uyandırmayacak şekilde tespit edilmeden, hak düşürücü sürenin irdelenmesi, eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır.
Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibariyle beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi, ya da, çalışmalarının Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacının çalışma iddiasına konu sürücü kursunun kime ait olduğu Milli Eğitim Müdürlüğünden tespit edilmeli; davalılar dışında bir işveren tespit edilmesi halinde HMK. 124. maddesi uyarınca yöntemince husumet yöneltilmeli; işverene ait işyeri sicil dosyası ve davacıya ait şahsi sicil dosyası davalı Kurumdan celbedilerek, sigortalı hakkında düzenlenen ise giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığı, yasal hak düşürücü süre içinde Kuruma intikal ettirilip ettirilmediği veya işyerinde davacının çalışmalarına ilişkin olarak Kurum yoklama memuru veya müfettiş tespiti olup olmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre hak düşürücü irdelenmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdur.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 10.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.