Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10967 E. 2020/12938 K. 07.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10967
KARAR NO : 2020/12938
KARAR TARİHİ : 07.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Basit Yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Her ne kadar 3000.00 TL’yi geçmeyen doğrudan para cezaları temyize tabi değilse de TCK’nın 53. Maddesinin uygulanması sebebi ile kararın temyize tabi olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule göre ise;
2) TCK’nin 86/2. maddesinden belirlenecek adli para cezasının alt sınırının 4 ay karşılığı 120 gün olduğu gözetilmeden temel ceza olarak 60 gün adli para cezasının belirlenmesi,
3) Sanık ile müşteki arasındaki, TCK’nin 86/3-a maddesi kapsamında bir akrabalık bağı bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 86/3-a maddesinin uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
4) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinde yer alan hak yoksunluklarının hapis cezasına mahkumiyetin sonucu olduğu gözetilmeden, sonuç olarak adli para cezasına mahkum edilen sanık hakkında aynı Kanun’un 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Cumhuriyet savcısının aleyhe temyizi bulunmadığından, sonuç ceza itibarıyla, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 07.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.