YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/18506
KARAR NO : 2020/13678
KARAR TARİHİ : 15.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın eylemi neticesinde katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Adli Tıp Kurumu Bakırköy Şube Müdürlüğünce tanzim olunan 17.02.2015 tarihli raporda, “Sol 5. interkostal aralık hizasında meme başının 5 cm. lateralinde yaklaşık 2 cm.’lik laserasyon, sol skapula alt uçta yaklaşık 3 cm.’lik laserasyon, sol gluteal bölgede lateralde yaklaşık 2 cm.’lik, medialde yaklaşık 5 cm.’lik laserasyon, sol omuzda yaklaşık 2,5 cm.’lik laserasyon, sol ve sağ skapula üzerinde yaklaşık 2’şer cm.’lik laserasyon, sol humerus üst posteriorda 2 cm.’lik laserasyon, solda pnömotoraks belirlenmekle, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur.” şeklinde açıklamalara yer verilmesi karşısında, bahse konu yaralanmalardan hangisi veya hangilerinin hayati tehlikeye neden olduğu hususunda, Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğünden ayrıntılı rapor temini ile birden fazla yaralanmaların tek başına hayati tehlikeye neden olduğunun tespiti durumunda, suçta kullanılan aracın elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, meydana gelen yaralanmaların ağırlığı nazara alınarak, sanığın eyleme bağlı olarak ortaya çıkan kastının öldürmeye yönelik olup olmadığı hususunda delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
2) Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/1-d, 87/1-son maddelerinde öngörülen cezanın alt sınırının 5 yıl hapis cezası olması nedeniyle, savunmasının yargılamayı yapan mahkemece bizzat alınması gerektiği gözetilmeyerek, sanık savunmasının hakkında çıkartılan yakalama kararının infazı üzerine Digor Asliye Ceza Mahkemesince tespiti suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (F.C.B. v İtalya, No: 12151/86, 28 Ağustos 1991) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 196/2. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
4) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen ceza miktarının, katılanın hayati tehlike geçirdiğinden bahisle aynı Kanun’un 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırıldığı sırada, artırım oranının (1 kat) yerine, yazım hatası neticesinde (2 kat) olarak belirtilmesi,
5) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 15/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.