Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/9462 E. 2020/12037 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9462
KARAR NO : 2020/12037
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, tehdit
HÜKÜMLER : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanık hakkında Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10.06.2015 tarih, … Karar sayılı bozma ilamı öncesi verilen 02/04/2012 tarihli hükümlerde, neticeten kasten yaralama suçundan “1.600 TL” adli para cezası, tehdit suçundan ise “240 TL” adli para cezası ile mahkumiyetine karar verildiği, anılan hükümlerin yalnızca sanık tarafından süresinde temyiz edildiği ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakları saklı tutularak hükümlerin bozulduğu gözardı edilerek, bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada sanığın neticeten kasten yaralama suçundan “1 ay 20 gün” hapis cezası, tehdit suçundan ise “18 gün” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle kazanılmış hakkının ihlali neticesinde fazla ceza tayini,
2) Sanık hakkında Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 10.06.2015 tarih, … Karar sayılı bozma ilamı öncesi verilen 02/04/2012 tarihli hükümlerde, sanık hakkında verilen sonuç cezaların adli para cezası olması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmadığı, anılan hükümlerin yalnızca sanık tarafından süresinde temyiz edildiği ve aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 1412 sayılı CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın kazanılmış hakları saklı tutularak hükümlerin bozulduğu gözardı edilerek, bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada TCK’nin 58. maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması suretiyle sanığın kazanılmış hakkının ihlal edilmesi,
3) Sanığın yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” ve 5237 sayılı TCK’nin 106/1-2. cümle maddesi kapsamında yer alan “tehdit” suçlarına ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarlarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” ve “altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.