YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6924
KARAR NO : 2020/7356
KARAR TARİHİ : 18.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, … ili, … ilçesi 320 ada 33 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan evin muris …’a ait olduğunu, müvekkillerinin …’ın mirasçısı olmaları nedeniyle ev üzerinde payları olduğunu, davalının uzun yıllardır evi sadece kendisininmiş gibi kullandığını belirterek, ecrimisil talep etmiştir.
Davalı vekili, 320 ada 33 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin tamamının kendisine ait olduğunu savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, evin davalı tarafından kullanıldığı belirtilerek, yapılan ecrimisil hesabı doğrultusunda kabul kararı verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil istemine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan delillerden; dava konusu 320 ada 33 parsel sayılı arsa niteliğindeki taşınmazın tamamının davalıya ait olduğu, tapunun muhdesat bilgileri kısmında “Üzerindeki kargir ev … oğlu …’a aittir” şerhinin bulunduğu, davacılar ve davalının mirasçı olduğu, davalının yaklaşık 28 yıldır söz konusu evi kullandığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 4721 sayılı TMK’nin 683. maddesi hükmü gereğince, bir şeye malik olan kimse kanunların öngördüğü istisnalar dışında o şeyden dilediği gibi yararlanma, kullanma ve tasarruf etme hakkına sahiptir. TMK’nin 684/1. maddesi uyarınca da kural olarak, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Diğer yandan 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında vurgulandığı üzere; eşya hukukunda, muhdesattan, bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Muhdesat, sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı, sadece şahsi bir haktır. Başka bir ifadeyle; dava konusu taşınmazın sicil kaydında yer alan şerh sahibine tazminat ve TMK’nin 724. maddesinden kaynaklanan kişisel hak niteliğindeki temliken tescil isteme hakkının dışında başkaca bir hak bahşetmez.
Anlatılan bu ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu parsel üzerindeki evin tarafların ortak murisi …’a ait olduğuna ilişkin şerhin davacılara ayni hak vermeyeceği, dolayısıyla kullanım haklarının olmadığı göz önüne alınmaksızın talep edilen ecrimisil açısından ret kararı verilmesi gerekirken, kabul kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.