YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9183
KARAR NO : 2020/13080
KARAR TARİHİ : 08.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz nedenlerinin reddine, ancak;
1) Anayasa’nın 141/3, 5271 sayılı CMK’nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısını ve herkesi inandıracak ve temyiz denetimine olanak verecek biçimde olması, Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma, tanık anlatımları ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması gerekirken, açıklanan ilkelere uyulmadan yazılı şekilde gerekçesiz hüküm kurulması,
2) Sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasından sonra denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 231/11. maddesi gereğince hükmedilen hapis cezasının aynen açıklanması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden 5237 sayılı TCK’nin 50/1-a. maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine karar verilmesi,
3) Katılan hakkında düzenlenen Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 19.04.2013 tarihli raporunda, yüzde kalıcı iz açısından değerlendirme yapılabilmesi için şahsın olay tarihinden en az altı ay sonra Şube Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiğinin bildirilmesi karşısında, mağdurun geçici ve kesin raporları ile yaralanmasına ilişkin tüm tıbbi evrakların en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne gönderilerek, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirlenen ölçütlere göre rapor aldırılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
4) Haksız tahrik oluşturan eylemin mağdur tarafın sanığa hakaret etmesinden ibaret olması karşısında, 5237 sayılı TCK’nin 3. maddesi gereğince orantılılık ilkesi gözetilerek TCK’nin 29. maddesi gereğince asgari oranda indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde (3/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini,
5) Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı TCK’nin 50/1-a maddesinin yazılmaması ve esas alınan tam gün sayısının belirtilmemesi,
6) 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, verilen adli para cezasının ödenmemesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 08.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.