YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9054
KARAR NO : 2020/13484
KARAR TARİHİ : 13.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Müştekinin yaralanması hakkında, Erzincan Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19.06.2015 tarihli raporunda ”Yapılan darp cebir muayenesinde sağ taraftan burnuna darbe alan hasta sola deviasyon var. Çekilen grafide nazal fraktür mevcut. KBB ile görüşüldü. Poliklinik kontrolü önerdi. Mevcut hal itibariyle BTM ile giderilemez. Hayati tehlikesi yoktur. Geçici hekim raporudur. Kati hekim raporu KBB tarafından verilecektir.” şeklinde, Erzincan Devlet Hastanesinin 20.07.2015 tarihli KBB uzmanı tarafından verilen raporunda ”Hastanın burnu sola eğik. Burundaki eğilme 1 ay önceki darbeye bağlı olduğu belli değildir. Hayati tehlike içermez. Basit tıbbi müdahale ile düzeltilebilir. Fonksiyon kaybı yapmaz. Kalıcı hasar oluşturmaz. Durumu bildirir kati hekim raporudur.” şeklinde tespitlere yer verildiği, raporların içeriğinin bu haliyle Adli Tıp kriterlerine uygun olmayıp, hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın eylemi neticesinde müştekide kırık veya deviasyon meydana gelip gelmediğinin, kırık meydana gelmiş ise hayati fonksiyonlara etkisinin sayısal derecesinin, deviasyon meydana gelmiş ise yüzde sabit ize ya da yüzün sürekli değişikliğine neden olup olmadığının belirlenmesi amacıyla müştekiye ait tüm tedavi evrakları, geçici ve kat’i raporları temin edilerek en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne müşteki ile birlikte gönderilip, 5237 sayılı TCK’nin 86 ve 87. maddelerinde belirtilen ölçütlere göre müştekinin yaralanmasının niteliği konusunda duraksamaya yer vermeyecek kati raporu alındıktan sonra, sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerektiği gözetilmeksizin yetersiz rapora dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Sanığın eyleminin oğluna karşı basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte kasten yaralama olarak kabul edilmesine rağmen temel cezasının belirlenmesi sırasında kanun maddesinin 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi yerine TCK’nin 86/1. maddesi olarak yanlış yazılması,
3) Sanık ile müştekinin baba- oğul olduklarının iddia ve kabul olunduğu, dosya içerisindeki nüfus kayıt örneğinden bu hususun tespit edilemediği, UYAP’tan alınan nüfus kayıt örneğinde de tereddüt hasıl olduğu, bu nedenlerle sanık ile müştekinin baba – oğul olduklarını gösteren vukuatlı nüfus kayıt örneğinin nüfus müdürlüğü idaresinden temin edilmesi lüzumu,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas-2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 13.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.