Yargıtay Kararı 5. Ceza Dairesi 2016/2036 E. 2020/12851 K. 06.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 5. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/2036
KARAR NO : 2020/12851
KARAR TARİHİ : 06.10.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Zimmet
HÜKÜM : Atılı suçtan sanık … hakkında mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
CMK’nın 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Yasanın 18. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasına CMK’nın 237/2. maddesi hükmü uyarınca KATILMASINA, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan “Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.” biçimindeki düzenleme ile Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 16/10/1978-2/324-350 sayılı Kararında belirtilen “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, vekalet ücretinin tayininde esas ilke olarak sanıkların adedi ya da sanığın birden çok suç işlemiş olmasını değil, usulünce açılan ve avukat tarafından takip edilen davaların adedini esas almış ve taraflara yükletilecek avukatlık parasının her dava için ayrı ayrı tayinini öngörmüş olması karşısında; ayrı ayrı dava açılmadıkça ücreti vekaletin de ayrı ayrı takdir ve tayininin mümkün bulunmadığı” hususu nazara alınarak, sanıklar … ve … müdafin beraat eden sanıklar için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki temyiz isteminin REDDİNE, tebliğnamede adlarına yer verilen ve haklarındaki hükmün açıklanması geri bırakılan sanıklarla ilgili bir temyiz isteminin bulunmadığı nazara alınarak, incelemenin katılan vekilinin beraat hükümlerine, müdafin sanık … hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesindeki “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olduğu nazara alındığında, sanıklar hakkında düzenlenen 04/04/2008 tarihli ve 2008/45 Esas sayılı iddianamede, gerekçeli kararda sübutu kabul edilen “kooperatif kasasındaki yeni yönetime devredilmesi gereken 10.666,48 TL’nin sanık …’ın zimmetinde bulunduğu ve yönetim kurulu üyesi olan diğer sanıkların gerekli kontrolleri yapmayarak zimmete sebebiyet verdikleri” şeklindeki eylemlere yönelik açılmış bir dava bulunmadığı ve bu hususta dava da açtırılmadığı halde, yargılamaya devamla bahse konu fiillere ilişkin olarak yazılı şekilde hükümler tesis edilmesi suretiyle CMK’nın 225. maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Gerekçeli karar başlığında sanıklardan Besim’in adının nüfus kaydına aykırı yazılması suretiyle CMK’nın 232/2-b maddesine muhalefet edilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete’nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı nüshasında yayımlanmış olması nedeniyle TCK’nın 53/1. maddesiyle ilgili olarak sanık … hakkında yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Yüklenen suçu TCK’nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık … hakkında, 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmaması,
Kanuna aykırı, sanık … müdafin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 06/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.