YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9347
KARAR NO : 2020/13531
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesinin “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükmüne, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibarıyla Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Sanığın, eşi olan mağduru silahtan sayılan bardak ile kasten yaraladığı olayda; birden fazla nitelikli halin (TCK’nin 86/3-a ve 86/3-e maddeleri) ihlali ile atılı suçu işleyen sanık hakkında, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı ve TCK’nin 3. maddesinde belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, TCK’nin 86/2. maddesi gereğince temel cezaya hükmedilirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi,
3) Sanığın olay günü tartıştığı eşi olan mağdura doğru yaralama kastı ile fırlattığı bardaklardan birinin kırılarak, mağdurun sol bacak diz altı kısmına isabet edip, mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaraladığı olayda; mağdurun olayın akabinde kollukta alınan beyanı ile uyumlu doktor raporu uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 21/2. maddesinde düzenlenen olası kast hükümlerinin uygulanma koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, sanığın eylemini kasten gerçekleştirdiği sabit olduğu halde, mağdurun yargılama aşamasındaki sanığı suçtan kurtarmaya yönelik değişen beyanlarına itibar edilerek sanığın cezasından TCK’nin 21/2. maddesi uyarınca (1/2) oranında indirim uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
4) 5271 sayılı CMK’nin 231/8. maddesine, 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 72. maddesi ile eklenen “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanması geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklindeki hükmün sanık aleyhine olduğu ve ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği, sanığın suç tarihi itibarıyla adli sicil kaydında yer alan ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce 07/02/2013 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, CMK’nin 231/6. maddesindeki diğer koşulların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yalnızca “Sanığın geçmişteki hali, HAGB den oluşan sabıka durumu nazara alınarak” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
5) Sanığın TCK’nin 86/2, 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen “6 ay” hapis cezasından, TCK’nin 21/2. maddesi uyarınca (1/2) oranında indirim uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak “3 ay” hapis cezası yerine “6 ay” hapis cezasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 14.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.