Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2016/18048 E. 2020/6462 K. 20.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/18048
KARAR NO : 2020/6462
KARAR TARİHİ : 20.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 30/11/2015 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 02/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_ K A R A R _

Dava, Türk Medeni Kanununun 747. maddesi gereğince geçit hakkı kurulması isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, zorunlu geçit ihtiyacı içinde olduğunu belirterek, müvekkiline ait 254 ada 2, 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların genel yola bağlanması için, davalılara ait 254 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasını istemiştir. Yargılama sırasında 3 ve 4 numaralı parsel malikleri geçit hakkı talebinden vazgeçmişlerdir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacılar … ve … yönünden davacılar vekilinin vazgeçme beyanı gözetilerek karar verilmesine yer olmadığına, teknik bilirkişiler … ve …’ın 22/03/2016 düzenleme tarihli raporunda 1 nolu alternatif olarak gösterilen yerden 254 ada 8 parsel ve 9 parsel sayılı taşınmazlar aleyhine toplam A+B+C=262,15 m2 kısım üzerinden 254, ada 2 parsel lehine geçit hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı Hazine temsilcisi temyiz etmiştir.
Bu tür davalar ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi nedeniyle zorunlu olarak açılmaktadır. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine “Mutlak geçit ihtiyacı” veya “Geçit yoksunluğu”, ikincisine de “Nispi geçit ihtiyacı” ya da “Geçit yetersizliği” denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda, bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz paylı mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.
Geçit tesisi davalarında başlangıçta davacı tarafından öngörülemediğinden dava dilekçesinde talep edilen yer dışındaki güzergahlardan da geçit kurulması gerekebilir. Bu güzergah üzerindeki taşınmazların maliklerine dava dilekçesi ile husumet yöneltilmemiş olması kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığından 6100 sayılı HMK’nun 124. maddesi gereğince dürüstlük kuralına aykırı olmayan bu taraf değişikliği talebi kabul edilerek davacının bu kişilerin harçsız olarak davaya katılmalarını sağlamasına imkan verilmelidir. TMK’nın 747/2. maddesi gereğince geçit isteği, önceki mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun komşuya, bu şekilde ihtiyacın karşılanmaması halinde geçit tesisinden en az zarar görecek olana yöneltilmelidir. Zira geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının sübjektif arzularına göre değil, objektif esaslara uygun olarak belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakârlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır. Uygun güzergâh saptanırken önemle üzerinde durulması gereken diğer bir yön ise, aleyhine geçit kurulan taşınmaz veya taşınmazların kullanım şekli ve bütünlüğünün bozulmamasıdır. Şayet başka türlü geçit tesisi olanaklı değil ise bunun gerekçesi kararda açıkça gösterilmelidir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bedelin belirlenmesinden sonra hüküm tarihine kadar taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş veya bedel tespitinden sonra yörede taşınmazın değerini artıracak değişiklikler meydana gelmiş olabilir. Bu gibi durumlarda mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olmamak ve diğer tarafın hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak olası davranışlarını önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tespiti yapılmalıdır.
Geçit davalarında uygulanan kesintisizlik ilkesi gereğince davacıya ulaşım sağlayacak geçitin herhangi bir engelle karşılaşmadan genel kadastro yoluna ulaşması gerekir.
Ayrıca kurulan geçit hakkının Türk Medeni Kanununun 748/3 ve 1012. maddesi ile yeni Tapu Sicil Tüzüğünün “İrtifak hakları ve taşınmaz yükünün tescili” başlıklı 30. maddesi gereğince kütük sayfasında ayrılan özel sütununa tesciline karar verilmelidir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olaya gelince; geçit irtifakı tesis edilen taşınmazlarda hazinenin payı bulunmadığından davanın, Hazine yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken Hazine aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Kabule göre de; geçit irtifakı tesis edilen güzergahta kanal bulunduğundan kanalın kullanıcısı olan kurumun tespiti ile husumet yöneltilmesi, kesintisizlik ilkesi gözetilerek kanal üzerinde geçit kurulması için gerekli teknik koşulların araştırılması gerekirken eksik inceleme sonucu kanal üzerinde geçit irtifakı tesisi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
20/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.