Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2011/30428 E. 2012/13960 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/30428
KARAR NO : 2012/13960
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunması nedeniyle 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nun 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerini olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı ve 5237 sayılı TCK’nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nun 493/1. maddelerinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; sanığın muhkem olan aracın kapı kilidini sert bir aletle oynayıp kilit yuvasını bozarak araca girmesi ve araçtan pek fahiş değerde oto telsizi alması şeklindeki eyleminin 765 sayılı TCK’nun 493/1 ve 5237 sayılı TCK’nun 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı TCK uygulandığı takdirde eylemin hırsızlık suçunun yanı sıra, yakınma bulunduğundan aynı Yasanın 151/1 maddelerine uyan mala zarar verme suçunu da oluşturduğu, bu suçun da suç tarihi itibariyle CMK’nun 253 ve 254. maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerine tabi olduğu gözetilip taraflara uzlaşma sorularak sonucuna göre, lehe olan Yasanın belirlenmesi gerekirken suçun nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;

2-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; tekerrür uygulamasına esas alınacak hükümlülüklerin ve sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde; 5237 sayılı TCK’nun lehe kabulü ile yapılan uygulamalarda aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
3-5237 sayılı TCK’nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun BOZULMASINA, sanık hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 13.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.