Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6520 E. 2020/6702 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6520
KARAR NO : 2020/6702
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, vekil edeninin paydaş olduğu 538 ada 32 parsel sayılı taşınmaza davalı … tarafından basketbol sahası yapılmak suretiyle müdahale edildiğini belirterek 01.01.2008 tarihinden 31.10.2013 tarihine kadar toplam 4.668,00 TL ecrimisil alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, davasını 5.352,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile “…dava konusu … İlçesi, … Mah. 538 ada, 32 parsel no.lu taşınmazın 34/640 hissesi ecrimisil bedeli olarak 01.11.2008-31.10.2013 tarihleri arasında hesaplanan 5.352,00 TL bedelin her dönem sonu tahakkuk tarihi itibarı ile hesaplanacak kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine,” karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 538 ada 32 sayılı parselin 320/640 hissesinin … Vakfı, 24/640 hissenin … ve 296/640 hissenin ise dava dışı … oğlu … adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Ne var ki, somut olayda, Mahkemece hükme yeterli bir araştırma yapıldığı söylenemez. Hükme esas alınan raporda, denetime elverişli emsal kira bedelleri karşılaştırılmadığı gibi, taşınmazın 2013 yılı için yıllık ecrimisil gelirinin 100,00 TL olduğu tespit edilmiş, ecrimisil hesaplamasında, ilk dönem ecrimisil tutarının belirlenip, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere hesaplanması gerekirken, geriye dönük olarak hesaplama yapılmış olması doğru olmamıştır.
Ayrıca davacı dava konusu taşınmazın tam maliki olmayıp toplamda 344/640 hisse sahibidir. İşgal edilen alan üzerinde de bu hisse durumu geçerli olmasına rağmen tespit edilen alacağının tamamının davacı lehine hükmedildiği görülmektedir.
Yine 6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesinde “…taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüne yer verilmiştir. Anılan bu düzenleme karşısında uyuşmazlığın çözümlenmesine karar veren mahkemenin, kuracağı hükmün açık, net ve infaza elverişli olması gerekir. Ne var ki; Mahkemece kurulan hükmün infaza elverişli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece hüküm fıkrasında, hüküm altına alınan miktarın ne kadarlık kısmının hangi döneme ait olduğu, hangi miktara hangi tarihten itibaren faiz işletileceği açıkça belirlenmemiştir. Her dönem için hükmolunan ecrimisil miktarı ve her dönem için faiz başlangıç tarihi açıkça belirtilerek hüküm kurulması gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde (“….her dönem sonu tahakkuk tarihi itibarı ile hesaplanacak kademeli yasal faizi ile birlikte..”) hüküm kurulması doğru olmamıştır.
O halde Mahkemece, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmelerinin de getirtilmesi, az yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde oluşturulacak bilirkişi heyeti marifeti ile yine yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde emsal araştırması yapılarak (davacının payına düşen) ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ve usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak dosya kapsamına uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile yetinilerek sonuca gidilmiş olması isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.