YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1417
KARAR NO : 2012/27330
KARAR TARİHİ : 29.11.2012
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … geldi, karşı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, davalı ile imzaladıkları 18.3.1991 ve 1.11.1991 tarihli devre tatil sözleşmeleri gereğince,…t İlçesi,….mevkiinde bulunan 911 ve 1139 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki….Tatil Sitesinde davacı …’in H bölgesinde bulunan 353 kapı nolu evin 12 nolu devresi, davacı … ‘nin de F bölgesi 197 kapı nolu, 11 nolu evin devre tatil hakkına sahip olduğunu, davalı tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yenileştirme ve iyileştirme kapsamında siteye 11.557.000 TL. tutarında harcama yapıldığını, bu miktarın yenileme katkı payı adı altında devre sahiplerinin hisselerine düşen tutarlarda ödemeleri gerektiğinin bildirildiğini, oysa ki sözleşmenin 10.maddesinin c fıkrası gereğince, devre sahipleri olarak ödemekle yükümlü oldukları miktarın, işletme servis bedellerinden ibaret olduğunu, davalının bu servis bedellerini de keyfi olarak fahiş belirlediğini, kapasite artırma ve ek gelir sağlamayı amaçlayan otel, havuz gibi harcamaların devre sahiplerinden talep edilemeyeceğini, bu talebin 4077 sayılı yasa ve yönetmelik hükümlerine ve hakkaniyet ilkelerine de aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı tarafça yenileme katkı payı adı altında talep edilen davacı …’in 1492 TL., davacı … için 1119 TL. bedelden sorumlu olmadıklarının tespitiyle bu konuda yaratılan muarazanın men’ine, işletme servis bedeli olarak ödenmesi
talep edilen davacı … için 1.258 TL.nin 320,00 TL.na davacı … için 866,00 TL.nin 220,00 TL.na indirilerek bakiyesinden borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, yenileme katkı payına ilişkin talebin, sözleşme, yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiş, davacılar aleyhine ayrı ayrı açtığı ve birleştirilen davalarda ise, yapılan bu imalatlar nedeniyle devre tatil hakkının rayiç değerinin arttığını, bu artış oranında da davalı-karşı davacıların sebepsiz zenginleştiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 1.989 TL tazminatın davalı-karşı davacılardan zenginleşmenin meydana geldiği 29.12.2005 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden, davacı … yönünden, 72,45 TL., davacı … için 43,28 TL yenileme katkı bedelinden sorumlu olduğunun, bakiyesinden borçlu olmadığının tesbitine, 2005 yılı devre servis bedelinin davacı … için 320,00 TL. davacı … için 220,00 TL. Olarak tesbitine, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacıların tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, bu dava ile, davalı şirket tarafından gönderilen 14.2.2005 tarihli yazı ile, yapılan işler gerekçe gösterilmek suretiyle, “yenileme katkı payı” adı altında ödeme yapılmasının talep edilemeyeceğini belirterek, borçlu olmadığının tespitini ve bu hususta yaratılan muarazanın men’ini ayrıca kendisine tanınan yetkiyi kötüye kullanarak ve yüksek miktarda ” işletme (devre) servis bedeli ” belirlenerek ödenmesinin talep edildiğini ve bu bedelden de 320,00 ve 220,00 TL. dışında borçlu olmadıklarının tesbitini istemiş, davalı ise, yapılan yenileyici ve iyileştirici imalatlar nedeniyle devre tatil sahiplerinin hisselerine düşen bedeli ödemekle yükümlü olduklarını, bu nedenle davacıların talebinde haklı olmadığını savunmuş, davacılar aleyhine açmış olduğu birleşen dava ile de, davalı-karşı davacıların sebepsiz zenginleşmesine dayanarak, tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalının tarafları, konusu ve sebebi aynı olacak şekilde asıl davada tesbit edilen miktar dışında yeniden talep hakkının bulunmadığı gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı-karşı davacı şirket tarafından, 29.12.2005 tarihi itibariyle devre sahiplerinin sebepsiz zenginleşmesinin
meydana geldiği belirtilerek, bu tarihe kadar yapılan yenileme giderleri nedeniyle tazminat isteminde bulunulduğuna göre, benzer dosyalarda Dairemize ait bozma kararlarında da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, davalı-karşı davacının, objektif iyiniyet kurallarına göre, evlerin ve müşterek kullanıma ayrılan yerlerin normal olarak kullanılabilmesi, varlığını koruyabilmesi için zaruri olan bakım ve onarımı, evlerdeki yıpranan eşyaların zorunlu olarak yenilenmesi için gereken masrafları davacı-karşı davalı devre tatilciden sözleşme kapsamına göre isteyebileceğinin kabulü gerekeceğinden, davalı-karşı davacı şirketin sebepsiz zenginleşmeye dayalı söz konusu talep hakkının da anılan sözleşmeden doğduğunun kabulü gerekir. Davacılar tarafından açılan menfi tesbit davası sonucunda, mahkemece verilen hüküm, davacıların 2001 yılından başlayarak 14.2.2005 tarihli yazı ile bildirildiği tarihe kadar davalı şirket tarafından yapılan makul ve normal tamirat,tadilat, yenileme ve onarım giderlerinden ünite ve devre başı ile davacılar hissesine düşen bedelin yenileme katkı bedeli konusunda borçlu olduğu miktarı gösteren tesbit hükmü niteliğindedir. Davacıların borçlu olduğu tesbit edilen miktar ile birlikte sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiğini bildirdiği 29.12.2005 tarihine kadar talep edebileceği yenileme katkı bedelinin, davalı şirket tarafından icrai nitelik taşıyan eda davası ile talep edilmesine yasal bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki, davalının eda davası açmasında hukuki yararı da bulunmaktadır. O halde, birleşen dava açısından davacıların sorumlu olduğu 29.12.2005 tarihine kadar yenileme katkı bedelinin gerektiğinde ek rapor alınarak, davalıya ödetilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanlış değerlendirme ile reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davacıların tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, temyiz edilen kararın, 2. bent gereğince davalı şirket yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.