Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2013/12647 E. 2013/24142 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12647
KARAR NO : 2013/24142
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/12/2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar … vs vekili Avukat gelmedi. Karşı taraf vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece ölümle sonuçlanan olay nedeniyle davalı işvereninin kusurunun bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, olay günü, işyerinde çıkan atık sunta ve tahta parçalarının, yakacak olarak kullanılmak üzere, işverene ait olup şoförünün kullandığı kamyonla taşınması sırasında, yoldaki hız kesici engelden geçerken frene basılması ile kamyonun kasasında kupa üzerinde bulunan sigortalının dengesini kaybederek yola düştüğü ve künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması sonucu öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu olay tarihinde yürürlükte bulunan İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
Mahkemece hükme esas alınan 15.2.2013 günlü bilirkişi raporunda olayda kazalının %75, araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu bulunduğu belirtilmiştir.
Oysa hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları göz önünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiç bir kuşku ve
duraksamaya yer vermeyecek biçimde, saptamadıkları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, kusur raporunun, İş Kanununun 77.maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez. Kaldı ki olayın oluş biçimine ve niteliğine göre de raporları hükme esas alınan kusur bilirkişilerinin sıfatları itibariyle konuda uzman olmadıkları da ortadadır.
Mahkemece yapılacak iş; işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında uzman bilirkişilere konuyu yeniden yukarıda açıklandığı biçimde inceletmek, verilen rapor dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilerek ve sonuca göre karar vermekten ibarettir.
Öte yandan, kaza sırasında sigortalının üzerinde bulunduğu aracın davalı işveren şirkete ait bulunduğu, sürücünün de işyeri çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davanın yasal dayanağını oluşturan 2918 sayılı yasanın 85/1 maddesinde “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı” aynı maddenin son fıkrasında ise “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu 55 ve Türk Borçlar Kanunun 66. maddeleri gereğince de “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.” Hal böyle olunca davalı işverenin 2918 sayılı Yasanın 85. ve 6098 sayılı Yasanın 66. maddeleri gereğince, gerek işleten ve gerekse adam çalıştıran olarak kusuru bulunmasa bile sorumluluğunun bulunacağı açıktır Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, inandırıcı güç ve nitelikte olmayan ve 77. maddenin öngördüğü koşulları içermeyen kusur raporunu hükme dayanak almak suretiyle ve özellikle, işleten ve istihdam eden durumundaki davalının tazminattan sorumlu tutulmama nedenleri açıklanmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine
17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.