YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/23788
KARAR NO : 2020/18474
KARAR TARİHİ : 14.12.2020
MAHKEMESİ : Antalya 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 03.02.2009 tarihinde davalı … Belediyesi’nde şoför olarak çalışmaya başladığını, sigortasının alt işveren firmalarda gösterilmek suretiyle 03.03.2015 tarihinde sona erdirildiğini, müvekkilinin işe iadesi için Mersin 2. İş Mahkemesinde açmış oldukları davanın kabul edildiğini ve Yargıtay tarafından onaylanarak kesinleştiğini, davalıya Mersin 4. Noterliği kanalıyla işe başlatma için çekilen ihtarnamenin davalı tarafından 02.06.2016 tarihinde tebliğ alındığını, bir ay içinde ihtarnameye cevap verilmeyerek davacının işe başlatılmadığını, bu durumda iş akdinin 02.07.2016 tarihinde feshedilmiş olduğunu, davacının son brüt maaşının 2.906,10-TL olduğunu, iş akdinin feshi tarihi olan 02.07.2016 tarihinde belediyede otobüs şoförü olarak çalışan işçinin ücretinin sorularak daha yüksek olması halinde bildirilen ücretin esas alınması gerektiğini iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının … bünyesinde çalışması bulunmadığını, davacının yüklenici firmaların işçisi olduğunu ve yüklenici firmaların bağımsız bir işveren olduğunu, hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak iş ve işçilerle ilgili her türlü mükellefiyetlerin yükleniciye ait olduğunu, davacının iş akdinin sona erdirilmesi hususlarının yine diğer davalıya ait olduğunu, bu nedenle müvekkili hakkındaki davanın husumet yönünden reddine karara verilmesi gerektiğini, ayrıca cevap dilekçesi ekinde bulunan CD içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacının iş akdinin işveren tarafından işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile haklı olarak feshedildiğini ve bu nedenle de davacının feshe bağlı alacakları talep edemeyeceğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, “davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde; 30/11/2009 – 12/12/2009, 20/12/2009 – 01/01/2010, 31/12/2012 – 04/01/2013, 31/12/2013 – 06/01/2014, 03/03/2015 -18/03/2015 arasındaki ihale boşluklarında çalışmadığı anlaşılmış olup buna göre bilirkişi tarafından davacının hizmet süresi 03/02/2009 – 03/02/2015 tarihleri arasında geçen ve işe iade davasından sonra dört aylık boşta geçen sürenin eklenmesi ile kesintisiz çalıştığı varsayılarak 6 yıl 5 ay kıdeme esas hizmet süresine istinaden kıdem tazminatı hesabı yapılmış ise de; hizmet cetvelinde görülen ihale dönemlerindeki çalışılmayan süreler düşüldüğünde kıdeme esas hizmet süresinin 6 yıl 3 ay olduğu belirlenmiş olup, buna göre Dairemizce yapılan hesaplama neticesinde davacının net kıdem tazminatı alacağı miktarının 20.431,24TL olduğu görülmekle bu miktarın davacıya ödenmesi gerektiğinden HMK’nın 353/1-b maddesinin 2.alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak kıdem tazminatının kısmen kabulü yönünden yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.” gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı yasal süresi içerisinde davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece davacının 20 yılı aşkın çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadığı kabul edilerek 90 gün üzerinden hesaplanan yıllık izin ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının bu süre içinde hiç izin kullanmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu düşünülerek, izin alacağı konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesi gereğince davacı beyanı alınarak sonuca gidilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine 14/12/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.