YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11212
KARAR NO : 2020/14449
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar … ve … haklarında katılana karşı “Kasten Yaralama” suçundan verilen “Beraat” kararlarına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Oluş, iddia ve dosya kapsamına göre sanıkların, olay yerine sanık … ile birlikte gittikleri, katılanın her aşamadaki istikrarlı anlatımları ile her üç sanığın da kendisine vurduklarını beyan ettiği, katılanda meydana gelen yaralanmaların vasıf ve mahiyeti ile sanık …’in yargılama aşamasındaki samimi anlatımları ile “diğerleri yalnızca ittirdiler.” şeklindeki beyanı karşısında sanıklar … ve …’in, sanık … ile fikir ve eylem birliği içinde iştirak halinde hareketle katılanı yaraladıkları anlaşılmakla, sanıkların mahkûmiyetleri yerine, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA,
2) Sanık … hakkında katılana karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan “mahkûmiyet” hükmüne yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddelerine göre belirlenen “3 yıl” hapis cezasının, aynı Kanun’un 87/1-d maddesi uyarınca (1) kat artırılması neticesinde “6 yıl” hapis cezasına hükmedilmesi nedeniyle TCK’nin 87/1-son maddesi gereği ayrıca artırım uygulanmaması karşısında, tebliğnamenin (2) numaralı görüşüne iştirak olunmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinni reddine, ancak;
a) Katılanda meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Adli Tıp uzmanınca tanzim ounan ve hükme esas alındığı anlaşılan, 13.06.2014 tarihli raporda, “Baş sol frontal bölgede kaş üstünde 3 cm’lik cilt-cilt altı kesisi, sol gözde periorbital hematom, sol orbita superior duvarında kırık, sol frontal sinüs dış duvarında parçalı kırık, sol frontal kemikte lineer kırık, sol frontal lobda minimal kontüzyon, sol zigomatik kemikte fissür, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, hayati tehlikeye neden olur, kemik kırıklarının hayat fonksiyorlarına etkisi ağır (4) derecedir.” şeklindeki açıklama karşısında, katılandaki hangi yaralanmanın ne şekilde hayati tehlikeye neden olduğu ve yüz bölgesi dahilinde meydana gelen kemik kırıkları nedeniyle yüzde sabit iz ya da yüzün sürekli değişikliğinin söz konusu olup olmadığı, sol gözde meydana gelen yaralanmanın duyu ya da organ işlevinin sürekli zayıflaması ya da kaybına neden olup olmadığı hususlarında herhangi bir görüş belirtilmediği, anlaşılmakla, mezkur raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek, katılanın, tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile geçici ve kesin raporları ile birlikte en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğüne sevki sağlanarak, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayacak şekilde nihai rapor temini ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
b) Dosya kapsamı ve kabule göre, sanık ile katılan arasında alacak meselesi oluştuğu, sanığın Facebook adlı sosyal paylaşım sitesi üzerinden katılana “şerefsiz” diyerek hakaret ettiği, olay günü tarafların bu konu hakkında konuşmak üzere buluştukları sırada meydana gelen kavgada, katılan tarafından sanığa yöneltilmiş, TCK’nin 29. maddesi anlamında haksız tahrik teşkil edebilecek herhangi bir söz ya da eylem bulunmadığı halde, sanık hakkında hüküm kurulurken, eylemini haksız tahrik altında işlediğinden bahisle TCK’nin 29. maddesi gereği (½) oranında indirim uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulama maddesi olarak gösterilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) kararlarında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 22/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.