Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/12505 E. 2020/16804 K. 19.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/12505
KARAR NO : 2020/16804
KARAR TARİHİ : 19.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nin 34/2, 232/6 . maddeleri uyarınca, hüküm fıkrasında, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; hüküm tarihinde başka suçtan aynı yer Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, duruşmaya SEGBİS vasıtası ile katılımının sağlanarak hükmün sanığın yüzüne karşı verildiği halde, temyiz süresinin tefhimden itibaren bir hafta olarak belirtilmesi gerekirken, hükmün sanığın yokluğunda verildiği ve tebliğden itibaren bir hafta içinde verilecek dilekçeyle temyiz yolunun açık olduğu şeklinde yanıltıcı ibareler kullanıldığı anlaşılmakla, sanığın öğrenme üzerine 05.08.2016 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanığın güncel adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunduğu gerekçe gösterilerek 5237 sayılı TCK’nin 58/3 maddesi gereğince, TCK’nin 86/2. maddesinde belirtilen seçimlik cezalardan hapis cezası tercih edilmesine karşın, bu cezanın TCK’nin 50/2, 58/3. maddelerine aykırı olarak adli para cezasına çevrilmesi ve sonuç ceza para cezası olduğundan tekerrür hükümlerinin uygulanma imkanının ortadan kaldırılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına” ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı
Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d. maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de, CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da, iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2) Müştekinin hakareti üzerine, sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik nedeniyle işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olarak (1/4) oranında indirim yapılmasının hakkaniyete uygun düşeceği gözetilmeden, (3/4) oranında indirim yapılmak suretiyle sanığa eksik ceza tayini,
3) 5237 sayılı TCK’nin 52/4. madde fıkrası gereğince, adli para cezasının taksitlenmesine karar verilmesine rağmen, 5237 sayılı TCK’nin 52/4. maddesi hükmüne aykırı olarak ve infazda tereddüt oluşturacak şekilde taksit aralığının kararda belirtilmemesi,
4) 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun’un 81. maddesi ile 5275 sayılı Kanun’un 106/3. maddesinde; “Hükümlü, tebliğ olunan ödeme emri üzerine belli süre içinde adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile ödenmeyen kısma karşılık gelen gün miktarı hapis cezasına çevrilerek, hükümlünün iki saat çalışması karşılığı bir gün

olmak üzere kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verilir. Günlük çalışma süresi, en az iki saat ve en fazla sekiz saat olacak şekilde denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenir. Hükümlünün hakkında hazırlanan programa ve denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerilerine uymaması hâlinde, çalıştığı günler hapis cezasından mahsup edilerek kalan kısmın tamamı açık ceza infaz kurumunda yerine getirilir.” şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde verilen adli para cezalarının ödememesi durumunda hapse çevrileceğine karar verilmesi,
5) Hükmün, sanığın yüzüne karşı verildiği halde, ”kararın sanığın yokluğunda verildiği, tebliğden itibaren 1 hafta içinde temyiz edileceğinin” belirtilmesi ve yine ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği sanığa ihtar edilmesine rağmen, ”ihtar edilemedi” şeklinde yanıltıcı ibareler kullanılarak hükümde karışıklığa neden olunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.11.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.