Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/21279 E. 2020/13945 K. 19.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/21279
KARAR NO : 2020/13945
KARAR TARİHİ : 19.10.2020

Kasten yaralama suçundan sanık …’nun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-e, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında engel sabıkası olduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair Akyazı Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2018 tarihli ve 2017/762 Esas, 2018/579 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 06.07.2020 tarihli ve 2018/9217 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.07.2020 tarihli ve 2020/62071 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Sanık hakkında Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/21 Esas ve 2013/128 sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar verildiği ve denetim süresi içerisinde anılan suçun işlediğinden bahisle yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, incelenen adli sicil kaydının …’ya ait olduğu ve sanığın adli sicil kaydına esas mahkumiyet kararının bulunmadığı, bu yönden mahkeme kararının gerekçesinin yerinde olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6. fıkrasının (c) bendinde belirtilen zararın, maddî zarar olduğu, manevî zararı kapsamadığı, ancak söz konusu maddî zararın da hâkimin basit bir araştırma ile saptayabileceği zarardan ibaret bulunduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında uygulanabilmesi için, diğer koşulların varlığının yanında, “Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” gerektiği nazara alınarak yapılan değerlendirmede;
Mahkemesince yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre basit bir araştırmayla tespit edilebilecek nitelikteki katılan …’nun somut zarar miktarının kesin olarak belirlenmesi ve tespit edilen zararı giderip gidermeyeceği hususunun sanıktan sorulması ve sonucuna göre 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesindeki koşullar dahilinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hususunda hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nin 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; sanık …’nun kasten basit yaralama suçundan adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Daha önce ismi Kader ile isim değişikliği ile … olan sanığın adli sicil kaydında yer alan Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin 12.03.2013 tarihli, 2013/21 Esas ve 2013/128 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı 22.04.2013 tarihinde kesinleşmiştir. 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren CMK’nin 231/8. maddesindeki; “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez” şeklindeki değişiklikten önce kesinleşen bu kararın sanık hakkında incelenen suç yönünden CMK’nin 231. maddesinin uygulanmasına engel oluşturmadığı anlaşılmış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2012 tarihli ve 2011/842 Esas, 2012/100 Karar sayılı, 10.04.2012 tarihli 2011/479 Esas, 2012/145 Karar sayılı ve 08.05.2012 tarihli 2011/449 Esas ve 2012/186 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; sanığın katılana yönelik eylemi neticesinde katılanı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına neden olduğu, bununla ilgili katılan tarafından sarfedilen en azından hastaneye gidiş geliş masraflarının ödenmesi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı, katılanın şikayetçi olduğu ve sanık tarafından katılanın zararlarının giderildiğine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığından sanığın 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından olduğu kabul edilen suçun işlenmesiyle mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi şartının yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Böylece, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmeyerek kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.