Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/7816 E. 2012/8359 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7816
KARAR NO : 2012/8359
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Borçlu aleyhinde, Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/104 Esas 2010/103 Karar sayılı ilamında hükmedilen manevi tazminat alacağının tahsili amacıyla ilamlı takip başlatılmış takipten sonra, icra tebliğinden önce dosya alacağını üçüncü kişiye temlik etmiştir. Borçlu ise icra emri tebliği üzerine, icra mahkemesine müracaat ederek, aynı ilamda kendi lehine hükmedilen alacağında bulunduğunu bildirerek, takas mahsup talep etmiştir. Mahkemece istem borçlu tarafından yapılıp kesinleşen bir takibin bulunmadığı ve alacağın üçüncü kişiye temlik edildiği gerekçeleriyle reddedilmiştir.
HGK.nun 12.10.1994 tarih ve 1994/251-593 sayılı kararında da benimsendiği üzere dar yetkili İcra Mahkemesinin yargılama usulü göz önünde tutulduğunda takip hukuku bakımından takas ve mahsup iddiası kural olarak ;
1- Takasa konu alacağın İİK.nun 68. maddesindeki belgelere dayalı bulunması ve bu alacakla ilgili olarak icra takibinin yapılmış ve takibin kesinleşmiş olması,
2- Alacağın ilama bağlanmış olması hallerinde nazara alınabilir.
Borçlu takas talebini İcra Mahkemesine beyan edebileceği gibi, bu başvurusunu İcra Dairesinede yapabilir. Bu istem, takibin her safhasında bildirilebileceğinden herhangi bir süreye de tabi bulunmamaktadır. Yerleşik Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.
Borçlar Kanununun 167.maddesine göre de, “Borçlu temlike vakıf olduğu zaman temlik edene karşı haiz olduğu defileri, temellük edene karşı dahi dermeyan edebilir.” Buna göre temliki öğrenen borçlu temlik olmasaydı önceki alacaklıya karşı ne tür defiler ileri sürecekse, aynı defiler yeni alacaklıya (temlik alan üçüncü kişiye) karşı da ileri sürülebilir .
Bu durumda somut olayda mahkemece, duruşma açılarak borçlunun talebinin dayanağını teşkil eden Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile temyiz dilekçesinde bildirdiği ilgili icra dosyası da celp edilerek, gerektiğinde bilirkişiden de yararlanılmak suretiyle, borçlunun takas mahsup itirazının incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda
yazılı nedenlerle İİK.nun 366. ve HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK. nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İ.İ.K. nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 01.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.