YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/23145
KARAR NO : 2020/14503
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
Bıçakla etkili eyleme kalkışmak suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 46/1. maddesi uyarınca ceza tayinine yer olmadığına, anılan Kanun’un 46/3. maddesi gereğince muhafaza ve tedavisi bakımından tam teşekküllü Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanelerinden birinde tedavi altına alınmasına, tedavisinin şifa bulmasına kadar sürdürülmesine dair Eyüp 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 17/07/2002 tarihli ve 2001/489 Esas, 2002/297 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün 27/11/2002 tarihli sağlık kurulu raporunda toplum açısından tehlikeliğinin önemli ölçüde ortadan kalktığı, 5 yıl süre ile 3’er aylık aralıklarla en yakın tam teşekküllü bir devlet hastanesinde kontrol muayenelerini yaptırmak kaydıyla taburcu edilebileceğinin belirtilmesi üzerine, raporda belirtilen şekil ve süre koşuluyla sanığın taburcu edilmesine dair aynı Mahkemenin 23/12/2002 tarihli ve aynı sayılı ek kararının kesinleşmesi sonrasında, verilen bu kararın 23/12/2007 tarihinde sürenin dolmuş olduğundan resen ele alınarak, sanık hakkında mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 46/3. maddesi uyarınca verilen tedavi tedbirinin kaldırılmasına, tam sosyal şifa buluncaya kadar 6 aylık sürelerle kontrolünün devamına ilişkin Eyüp 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 14/02/2008 tarihli ve 2001/489 Esas, 2002/297 sayılı ek kararına müteakip hükümlünün 5 yıl süre ile kontrollerinin yapıldığı ve alınan son raporunda sosyal şifa halinde olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle infazın devam edip etmeyeceğine karar verilmesi yönünde infaz savcılığınca talepte bulunulması üzerine, hükümlü tıbbi kontrol ve takip süresi zarfında ancak kişinin toplum açısından tehlikeliliğinin arttığının tespiti üzerine hakkında yeniden koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilebileceği, tıbbi kontrol ve takip süresinin bitiminde kişinin şifa bulduğunun tespiti halinde hakkında yeniden tedbire hükmedilemeyeceğine dair İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/11/2019 tarihli ve 2001/489 Esas, 2002/697 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ile anılan ek kararının kaldırılmasına ve hükümlü hakkındaki sağlık raporu değerlendirilerek infazının devam edip etmeyeceği hususunda karar verilmek üzere dosyanın iadesine ilişkin mercii İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2019 tarihli ve 2019/123 değişik iş sayılı kararına Adalet Bakanlığının 14.09.2020 tarihli ve 2020/3505 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.10.2020 tarihli ve 2020/81657 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, hükümlü hakkındaki 5 yıl süre ile 3’er aylık aralıklarla kontrolünün sağlanması için en yakın sağlık kuruluşuna gönderilmesine ilişkin tedbir süresinin dolduğu ve alınan en son 25/05/2017 tarihli sağlık kurulu raporunda hükümlünün sosyal şifa halinde bulunduğunun tespit edildiği, 5237 sayılı Kanun’un 57. maddesinde yer alan;
“(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya hâkim kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbî kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbî kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbî kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.”
Şeklindeki düzenlemeye nazaran, tıbbi kontrol ve takip süresi zarfında ancak kişinin toplum açısından tehlikeliliğinin arttığının tespiti üzerine hakkında yeniden koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbirine hükmedilebileceği, tıbbi kontrol ve takip süresinin bitiminde kişinin şifa bulduğunun tespiti halinde hakkında yeniden tedbire hükmedilemeyeceği gözetilmeksizin itirazın bu yönden reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 06/12/2019 tarihli ve 2019/123 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.