Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2009/19787 E. 2010/1416 K. 04.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/19787
KARAR NO : 2010/1416
KARAR TARİHİ : 04.02.2010

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde itirazın iptali icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, taraflar arasındaki emlak komisyonculuğuna dair sözleşme kapsamında, komisyoncu olarak gerekli edimlerin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından ücret ödenmediği, yapılan icra takibine itiraz edildiği ileri sürülerek itirazın iptali istenilmiş; mahkemece, iddia sabit görülerek istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak, bir akdin yapılması imkanını hazırlama veya akdin icrasına tavassut etme görevini ücret karşılığında üstlenen kişi tellal olarak kabul edilir (Bk. md. 404). Tellal ancak, yaptığı hazırlık veya icra eylediği tavassut akdin icrasını sağladığı takdirde ücret isteyebilir. Aksi takdirde alıcı ve satıcıyı karşılaştırıp akdin gerçekleşmesini sağlayamazsa ücrete hak kazanamaz (Bk. md. 405).
Somut olayda, icra takibine ve davaya esas alınan “Gayrimenkul Satılık/Kiralık Talep ve Yer Gösterme Tutanağı” başlıklı evrakta; taşınmaz satıcısı ile alıcısının karşılaştırılıp-biraraya getirildiği böylece, taşınmazın müşteriye gösterilmesinin yanısıra alıcı ve satıcının alım-satım aktini gerçekleştirme yönünde anlaşma sağlandığı hususlarında herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Kaldı ki davacının yer gösterme dışında alıcı ve satıcıyı karşılaştırıp aktin gerçekleşmesini sağladığı yönünde bir iddiası ve bu hususta bir delili de bulunmamaktadır. Bu durumda mevcut sözleşme bir tellallık sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceği gibi, salt yer göstermeye dayalı tellallık ücreti istenmesi de mümkün değildir. Davacının edimini tam olarak yerine getirmeden karşı taraftan borcunu ifa etmesini istemesi, takip ve dava yoluna başvurması usul ve yasaya uygun değildir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin istemin kısmen de olsa kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.