YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/11417
KARAR NO : 2020/6107
KARAR TARİHİ : 21.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, daha önce tebligat yapılmamış olan adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi işleminin usûlsüz olduğu ve sanık müdafinin 26.03.2016 tarihinde verdiği temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1- İddianamenin tebliğ edilememesi üzerine 20.05.2015 tarihli duruşmada hakkında yakalama kararı çıkarılan sanığın, 23.06.2015 tarihinde yakalanarak… 23. Asliye Ceza mahkemesi’nin 2015/28 d.iş sayılı evrakı ile savunması alınmış olarak görünmesine karşın, bu yakalama işleminin gerçekte sanık hakkında yapılmadığı, sanığın kimliğini kullanan başka kişinin beyanlarının alınmış olduğu, yakalama üzerine düzenlenen belgelerdeki imzaların ise sanığın eli ürünü olmadığının tespit edilmesi karşısında; sanığın savunması alınmadan hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193. ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanık ve müdafinin beyanlarına göre suça konu 424 004 9987 numaralı vergi mükellefiyetinin sanık tarafından tesis edilmediği ve sanığın kimliğini kullandığı iddia edilen Murad Keyman tarafından sanık adına mükellefiyet tesis edildiğinin iddia olunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması için; iş yeri kira sözleşmesi, işe başlama bildirimi, iş yeri açılış yoklaması ve iş yeri ile ilgili diğer belgeler üzerindeki imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığının tespiti için imza incelemesi yaptırılması, ayrıca kanaat oluşturacak sayıda temin edilecek suça konu faturalar üzerindeki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, iş yerine ait faturaların bastırıldığı matbaadan belgelerin kime teslim edildiğini sorulması, iş yerinin muhasebecisi olduğu belirtilen … isimli kişinin tanık sıfatıyla dinlenerek iş yerinin fiilen kim tarafından idare edildiği ve iş yeri ile ilgili işlemlerde kiminle muhatap olduğunun sorulması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulması;
3- Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.10.2020 tarihinde oybiliği ile karar verildi.