Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/30730 E. 2020/14441 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/30730
KARAR NO : 2020/14441
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerine 2009 yılı Kasım ayından itibaren satış temsilcisi olarak çalışmakta iken 2014 yılının 6. ayında iş akdini haklı nedenlerle feshettiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı şirkette 05/01/2010 tarihinden kendi isteğiyle istifa ettiği 07/06/2014 tarihine kadar tadım kuruyemiş ürünlerinin dağıtım ve satış işçisi, plasiyer olarak çalıştığını, davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle 4857 sayılı Yasasının 24/II-e maddesi uyarınca haklı nedenle fesih edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İş sözleşmesinin feshi ile davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde, ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği ileri sürülmüş, davalı işveren ise davacının 07/06/2014 tarihinde istifa ettiğini, 09/06/2014 tarihinde dava dışı bir firmada işe başladığını savunmuştur. Mahkemece, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği kabul edilerek kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır.
Dosya içerisinde bulunan 07/06/2014 tarihli istifa dilekçesinde davacı işçinin şahsi gerekçelerle kendi isteğiyle herhangi bir baskı olmadan 07/06/2014 tarihinde işten ayrılmak istediğini beyan ettiği görülmüş, hizmet döküm cetveli ve davalı tanık beyanlarından davacının 09/06/2014 tarihinde dava dışı bir firmada işe başladığı anlaşılmıştır. İmzası inkâr edilmemiş ve irade fesadı hallerinden birisi ile imzalandığı kanıtlanmamış olan geçerli istifa dilekçesi ile iş akdinin davacı işçi tarafından sonlandırıldığı, istifa dilekçesinin içeriğinden haklı bir nedene de dayanılmadığı anlaşılmakla kıdem tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacaklarının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmaların yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
İşçinin çalışma olgusunun tespitinde işyerinde veya komşu işyerinde çalışanların tanıklığı önemli olduğu gibi tanık olarak dinlenecek kişinin tanıklığına güveni etkileyebilecek bir durumun olup olmadığı da araştırılmalıdır.
Diğer taraftan 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun tanıkla ilgili hükümleri incelendiğinde, 240/1 maddesinde “Davada taraf olmayan kişiler tanık olarak gösterilebilir”, 250. Maddesinde “Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir” ve 254. Maddesinde ise “Dinleme sırasında öncelikle tanıktan adı, soyadı, doğum tarihi, mesleği, adresi, taraflarla akrabalığının veya başka bir yakınlığının bulunup bulunmadığı, tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı sorulur” kurallarına yer verilmiştir.
Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılması gerekir. Bu beyanlar diğer yan delillerle birlikte değerlendirilerek, sonuca gidilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde davacının her gün sabah saat 08.00’de iş başı yaptığı ve geç saatlere kadar, kimi zaman saat 21.00’e kadar çalıştığı, fazla çalışma ücretlerinin ödenmediği iddia edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tanıklarının davalıya karşı derdest davalarının bulunduğu gerekçesiyle fazla çalışma alacağı hesaplanmamıştır
Mahkemece dinlenilen davacı tanıklarının davalıya karşı derdest davalarının bulunduğu anlaşılmakla birlikte, davalı tanık beyanlarına göre davacının saat 08.00’de işe başladığı ve akşam 17.00’den sonra da çalışmanın sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkemece davacı ve davalı anlatımları birlikte değerlendirilerek, gerekirse tanıklar yeniden dinlenilerek davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, yapmış ise haftada kaç saat fazla çalışma yaptığı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 03.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.