Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/5135 E. 2020/7152 K. 12.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5135
KARAR NO : 2020/7152
KARAR TARİHİ : 12.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, müvekkillerinin kardeş olduğunu, davalılardan …’nin davacıların babaannesi ve diğer davalı …’ninse halaları olduğunu, müvekkillerinin babaları …’in 27.11.1994’te öldüğünü, ortak muris olan dedelerinden kalan taşınmazların fazla getirisi olan 37 ada, 11 parseldeki … isimli iş yerini davalı …’nin ve 33 ada, 8 parseldeki iş yerininse diğer davalı … tarafından; 37 ada , 11 parseldeki gümüşçünün de müvekkilleri tarafından kira bedellerinin alındığını ancak babalarının ölümü tarihinde küçük olmalarından faydalanılarak düşük bedelli taşınmazın müvekkillerine düştüğünü belirterek geriye dönük olarak 5 yıl için paylarına düşen ecrimisilin müvekkillerine verilmesini talep etmiştir .
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur .
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir .
Dava; paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir .
Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur . Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir .
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler . İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır .
Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı)
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 37 ada, 11 parsel sayılı, 98 metrekare alanlı, avlulu kargir ev nitelikli ve 246 ada, 22 parsel ( eski 33 ada, 8 parsel ) sayılı, 41 metrekare alanlı kargir dükkan nitelikli taşınmazlarda tarafların iştirak halinde malik olduğu, mahkemece tarafların 04.02.1996 tarihinde ölen … Karaaslan’ın mirasçıları olduğu, tanık beyanlarına göre de murisin sağlığında fiili paylaşım yapıldığı, üzerinden de 18 sene geçtiği, davacıların haklarını taksim ya da izaleyi şuyu davası açmak suretiyle alabilecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacıların dava konusu 11 parsel sayılı taşınmazda paylarına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer olması sebebine göre davacılar vekilinin 11 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2. Davacılar vekilinin 246 ada, 22 parsel (eski 33 ada, 8 parsel ) sayılı taşınmazla ilgili temyiz itirazlarına gelince, öncelikle dava konusu taşınmazın tapu kaydının dosya arasına alınması gerekmektedir .
Eldeki davada dava konusu her bir taşınmaz miras bırakan adına kayıtlı olup, her bir taşınmazda tüm mirasçılar elbirliği halinde maliktir . Dolayısıyla, iki ayrı taşınmaz bir bütün olarak kabul edilerek, davacıların payına karşılık olarak kullanabileceği yer bulunduğu gerekçesi ile davanın reddi isabetsizdir .
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler uyarınca her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı inceleme yapılarak, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin 11 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz itirazlarının reddine, HUMK’un 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 12.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.