YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3363
KARAR NO : 2020/4630
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.09.2018 tarih ve 2018/601-2018/873 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesinin davacılar vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’in, davacı … aleyhine 4 adet toplam 175.000,00 TL bedelli bonolara dayalı olarak icra takibi yaptığını, 89 yaşında okuma yazma bilmeyen, bankada parası bulunan, akli melekeleri yerinde olmayan ve kısıtlı olan davacının kandırıldığını, kendisine içeriğini bilmediği senetlerin imzalatıldığını ileri sürerek, davacının davalılara borçlu olmadığının tespitini ve davalıların tazminata mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, davalının takibe konu bonoları ciro yoluyla edinen iyiniyetli hamil olduğunu, borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkiyi bilmesinin mümkün olmadığını, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini ve davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıya ait olduğu, davalı …’nun davacının okuma yazmasının zayıf olması, saffeti ve tecrübesizliğinden yararlandığı, bir şekilde yine sebepsiz olarak bonoları diğer davalıya devrettiği, davacının borcu reddetmesine karşın her iki davalının da alacağın kaynağını açıklayamadıkları ve ispat edemedikleri, davacının tazminat isteminin koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2015/11998 esas ve 2016/5186 karar sayılı ve 22.03.2016 tarihli kararı ile; “Dava konusu senetlerin tanzim tarihleri itibariyle davacıların murisi …’nın medeni haklarını kullanma ehliyetinin bulunduğu Adli Tıp Kurulu raporu ile saptanmış olduğundan kazanılmış haklar gözetilerek temyiz eden davalı yönünden davanın reddi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, dava konusu senetlerin tanzim tarihleri itibariyle davacı müteveffa …’nın medeni haklarını kullanma ehliyetinin bulunduğunun Adli Tıp Kurulu raporu ile saptandığı, davaya konu senetlerden dolayı müteveffa davacının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre davacı … mirasçıları vekilinin yerinde görülmeyen aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- HMK geçici md. 3 uyarınca halen yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK’nun 429/2 maddesi uyarınca mahkemece Yargıtay’ın bozma kararına uyulup uyulmayacağı yönünde bir karar oluşturulmadan yargılamaya devam edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece fiilen bozmaya uyularak yargılamaya devam edildiği ve her iki davalı yönünden davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Bozma öncesi mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar yalnız davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş, diğer davalı … tarafından ise temyiz edilmemiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu usulü kazanılmış haklar gözetilerek hükmü temyiz eden davalı … yönünden davanın reddi gerektiğinden bahisle hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda önceki kararı temyiz etmeyen davalı … yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Ayrıcı muris …’nın ölü olduğu ve diğer davacıların muris’in mirasçıları olduğu belirtilmeksizin karar başlığı oluşturulması da doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı … mirasçıları vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.