Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6323 E. 2020/6690 K. 02.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6323
KARAR NO : 2020/6690
KARAR TARİHİ : 02.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacılar vekili, davacıların miras bırakanı …’nun 2 parsel sayılı taşınmazın 270/1280 paylı maliki olduğunu, davalıların uzun yıllardan beri taşınmazların tümüne müdahalede bulunarak birlikte aynı tarlayı ekip biçtiklerini ileri sürerek davalıların davacıların murisinin hissesine yaptıkları müdahalenin meni ve 500 TL. ecrimisilin faizi ile birlikte tahsili isteminde bulunmuştur. Davacılar vekili ecrimisil talebini 24.133,17 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olup, davalıların tapuda pay sahibi olduğunu, davalıların murisi tapuda her ne kadar 2 parseli almış olduğu gözükse de satan kişilerin kendi aralarında yapmış oldukları rızai taksime göre kendisine 2 nolu parselin teslim edilmediğini, davacıların murisinin değişik parsellerde de tapudan sattığı yerleri teslim etmeyerek başka kişilere de başka parselleri devrettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.06.2015 tarihli ve 2014/8322 Esas, 2015/8076 Karar sayılı ilamı ile “..davalı …’in dava konusu taşınmazda kayden pay edindiğine göre öncelikle tüm paydaşlar arasında çekişmeli taşınmazda harici bir taksim olgusunun bulunup bulunmadığı saptanmalı, harici bir taksim olgusu varlığının belirlenmesi halinde sonradan pay satın alan kişiyi bağlayabilmesi bakımından Türk Medeni Kanunu’nun 695. maddesi hükmü uyarınca tapuya şerh verilip verilmediğinin tespiti, yok eğer bir taksim bulunmuyorsa tüm paydaşları kapsar şekilde taşınmazın kullanımı bakımından fiili bir durum yaratılıp yaratılmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, saptanacak bu olgu karşısında 3. kişi konumunda olan davalı …’in durumunun tartışılması, böyle bir durumun bulunmaması halinde ise davacılar yönünden intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti gerektiği..” şeklindeki gerekçe ile bozulmuş ve Mahkemece bozma kararına uyularak devam eden yargılama neticesinde ecrimisil talebinin kabulü ile 24.133,17-TL’nin davalılardan alınarak Yumurtalık Noterliği’nin 05.12.2012 tarihli ve 01118 yevmiye numaralı mirasçılık belgesindeki payları oranında davacılara ödenmesine, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan men’i müdahale davasının kabulü ile 2 parsel numaralı taşınmazda davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmiş olup; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava paylı mülkiyete tabi çapa bağlanmış taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Hemen belirtilmelidir ki, davaya konu taşınmazda davacılar ve davalılar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere 4721 s. Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 237., Tapu Kanunu’nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Ne var ki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya ortaklığın satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “ahde vefa” kuralının yanında TMK’nin 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pek çok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.
O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, TMK’nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin elatmanın önlenmesine ilişkin temyiz itirazlarına gelince,
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacılar vekili dava dilekçesinde, davalıların davacıların murisinin hissesine yaptıkları müdahalenin menini talep ettiği, çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazda davacıların mirasbırakanı …’ın ve dava dışı bir çok kişinin paydaş olduğu, dava açıldığı tarih itibariyle davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir haklarının bulunmadığı, davacıların murisi …’nun çekişmeli taşınmazda 270/1280 hisse sahibi olduğu, davacıların hisselerine 36.028,91 m2 yer isabet ettiği, davalı …’in çekişmeli taşınmazda dava açıldıktan sonra 03.06.2013 tarihinde satış suretiyle 29/1600 pay edindiği, davalı …’in karar tarihinden sonra 07.03.2016 tarihinde bağış suretiyle 21/1024 pay edindiği, böylece davalıların dava konusu 2 parselde paydaş haline geldikleri, davalılar bakımından davanın paydaşların paydaşlar aleyhine açtığı dava şekline dönüştüğü, dava konusu 2 nolu parselde davacı … varisleri … ve … ve … ve … ve … ve … ve … ve …’nun yer kullanmadığı, dosya içeriğine göre, dava konusu 2 nolu parselde davalı … oğlu …’ ın hissesi 29/1600 olup, bu hisseye =3.467,31 m2 lik yer isabet ettiği, diğer davalı … oğlu …’ın hissesi 21/1024 hissesi olup, bu hisseye =3.923,14 m2 lik yer isabet ettiği, davalılar fiili zeminde 2 nolu parselden =100000.00.m2 lik yer kullandığından hisselerinden fazla olarak (100000.00 m2 – 3467.31 m2 + 3.923,14 m2) = 92.609,55 m2 yer kullandığı, davalıların payından fazla kullandıkları yere ilişkin olarak el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken paylarının tamamına yönelik el atmanın önlenmesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden temyiz edilen hükmün el atmanın önlenmesine hükmedilen kısmın HUMK’un 438/7 (HMK mad. 370) maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının (2.) bentte açıklanan nedenle kabulü ile, hükmün 1. paragrafındaki “… davalılar tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine …” ifadesinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine, “… Davalıların payların fazla olarak kullandıkları 92.609,55 m²’lik alanın davacıların hissesine karşılık gelen ( 270/1280 ) 36.028,91 m²’ lik kısmına vaki elatmanın önlenmesine, ” ibarelerinin eklenmesine, hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.