Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2019/1708 E. 2020/5073 K. 29.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1708
KARAR NO : 2020/5073
KARAR TARİHİ : 29.09.2020

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, yaşlılık aylığının kurumca bağlanan tarihten daha önceki bir tarihten bağlanması ve kesinleşen mahkeme kararı ile belirlenen ücretlerin bağlanması gereken yaşlılık aylığında dikkate alınarak aylık miktarının tespiti ile oluşan aylık farklarının faizi ile birlikte Kurumdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesi uyarınca; “Hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Aynı Kanunun 294-301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. Kanunun 297. maddesinin (2). Fıkrasında “hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, hükümleri öngörülmüş olup, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması, zorunludur.
Eldeki davada ise, davacının ücret tespitine ilişkin kesinleşen mahkeme kararı gereğince kurumca yargılama sırasında yapılan 22.08.2013 tarihli ve geç ödenen fark aylık ödemeleri bakımından faiz hakkına sahip olduğunun gözetilmesi isabetli ise de, verilen kararın davacının talebine uygun ve infaza elverişli olması gereği dikkate alındığında, öncelikle 15.09.2008-01.06.2009 tarihleri arasında bağlanan yeni tam aylık miktarlarının sorulması ve 01.07.2009-22.08.2013 tarihleri arasında davacıya ödenmesi gereken aylıklar ile davacıya ödenen aylıklar arasındaki farkların belirlenmesi ve geç ödenen aylık ve farklarına işleyen faizlerin başlangıç tarihinin belirlenmesinde, davalı Kuruma tanınan 506 sayılı Yasanın 116. maddesindeki 3 aylık işlem süresinin varlığı gözetilerek; faiz başlangıcının 15.12.2008 tarihi olarak belirlenmesi ile infaza elverişli şekilde bir karar tesisi yerine, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, taraf avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı şirkete iadesine, 29.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.