Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/10118 E. 2020/14291 K. 21.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10118
KARAR NO : 2020/14291
KARAR TARİHİ : 21.10.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1)Katılan hakkında Ümraniye Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 05.01.2012 tarihli raporda “üst çene sağ 3,2,1- sol çene 1,2 nolu dişlerinde travmaya bağlı kırık olduğu”nun belirtildiği ve yaralanamanın yüzde sabit ize neden olup olmayacağının belirlenebilmesi için kişinin olaydan en az 6 ay sonra muayene edilmesi gerektiğinin belirtildiği , Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 12/12/2013 tarihli raporda ise sadece katılanda yüzde sabit iz olduğunun belirtildiği bu raporda da dişlerdeki yaralanma hakkında görüş bildirilmediği anlaşılmakla, dosyadaki mevcut raporların hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmaması nedeniyle, müştekinin tüm tedavi evrakları, geçici ve kati raporları ile birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesine sevki sağlanarak, yaralanmasının özellikle duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi ya da kaybı niteliği taşıyıp taşımadığı hususlarında, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile Adli Tıp kriterlerine uygun olmayan raporlara istinaden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre;
2) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas ve 2017/247 sayılı kararında belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Pelissier ve Sassi/Fransa, No: 25444/94, P. 67, Sadak ve diğerleri/Türkiye No: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, 17.07.2001) sayılı kararları ile, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesine ve yine 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
3) Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde katılan …’ın daha önce apartman görevlisi olarak çalıştığı site yönetiminden alacağını almak üzere akşam saatlerinde sanığın evine gelerek alacağını istediği, görüşme sırasında sanığın ödeme yapamayacaklarını belirtmesi üzerine aralarında tartışma çıktığı, sanığın kapıyı kapamak istemesi üzerine katılanın kapı aralığına ayağını koymak suretiyle kapının kapanmasını engellediği, katılanın sanığa yönelik bu haksız eylemi neticesinde sanığın katılanı yaraladığı anlaşılmakla sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışmasız bırakılması,
4)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanığın ceza miktarı açısından kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 21.10.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.