Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2018/6719 E. 2020/7306 K. 17.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/6719
KARAR NO : 2020/7306
KARAR TARİHİ : 17.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kal/ Tazminat (Ecrimisil)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, dava konusu 101 ada 5 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından taşkın şekilde bina inşa edilmek suretiyle müdahale edildiğini, bu durumun Ulukışla Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 20.03.2012 tarihli ve 2011/138 Esas, 2012/72 Karar sayılı kararı ile tespit edildiğini belirterek taşkın inşaatların kal’ine bunun mümkün olmaması halinde uğranılan zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; davacının davasının kabulü ile, davalı …’e ait olan ve fen bilirkişisi …’in 09.11.2015 tarihli raporunda kırmızı renkte A harfi ile gösterilen 6.04 m2 ile davalı …’a ait olan ve fen bilirkişisi …’in 09.11.2015 tarihli raporunda yeşil renkte ve B harfi ile gösterilen 15.26 m2 alanın kal’ine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılardan … vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, yıkım, olmadığı takdirde ecrimisil talebine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 101 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğu, komşu 101 ada 4 parsel sayılı taşınmazda ise davalıların paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa’nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.

Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Hasımsız davalar hariç olmak üzere, dava dilekçesi ile duruşma gün ve saati karşı tarafa tebliğ edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan davaya bakılamaz ve yargılama yapılamaz.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Dosya içeriğine göre, mahkemece yapılan araştırmada, davalılardan …’in yurtdışında olduğu belirlendiği halde, davalının yurtdışı ikamet adresi usulüne uygun şekilde araştırılmaksızın davalıya dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatın ilanen yapıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda davalı …’in adresinin meçhul olup olmadığı belirlenmeden doğrudan ilanen tebligat yapılmış olması nedeniyle yapılan tebligatın usulüne uygun olduğundan ve davada usulünce taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez.
Taraf koşulu dava şartlarından olup, mahkemece bu şart yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; öncelikle …’in adresinin ( yurtdışı dahil) yöntemince araştırılması, tespit edilen adrese dava dilekçesi ve eklerinin tebliğ edilerek usulen taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilip tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
6100 sayılı HMK’nin 297/2. maddesine göre, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Kabule göre de, Mahkemece yapılan keşif sonucunda elde edilen fen bilirkişi raporundaki krokinin ölçeksiz olup, koordinatlarının belirlenmediği ve hüküm vermeye yeterli olmadığı görülmektedir.
Mahkemece, yerinde uzman bilirkişiler vasıtası ile keşif yapılarak infaza ve denetime elverişli rapor alınması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.