YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/10241
KARAR NO : 2020/13681
KARAR TARİHİ : 15.10.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) Dosya kapsamına göre, mağdur … ‘nın, olay tarihinde kolluk güçlerince tespit olunan beyanında “Ben evimin önünde araçtan indim, peşimden … indi, bana başıma ve gözüme isabet eden bir taş attığını gördüm. Araçta bulunan …, … ve … olayı ayırdılar. Evimin içine kaçıp polise haber verdim. Doktor muayenesinde bıçaklandığımı öğrendim, ancak …’in elinde kesici cisim görmedim. İkimiz de alkollü olduğumuzdan sebebini tam bilmediğim bir şekilde tartıştık, tartışma sonucunda yaralandım. …’den şikayetçiyim.” şeklinde beyanda bulunduğu; kovuşturma aşamasında 18/05/2016 tarihli celsede ise “araç içersinde ağız tartışması olda, evimin önüne geldiğimde gözüme bir taş geldi. Kimin attığını bilmiyorum. Arkamdan da bıçaklanmışım. Kimin bıçakladığını bilmiyorum. Olayın nasıl olduğunu hatırlamıyorum, kimseden şikayetim yoktur.” şeklinde beyanda bulunduğu; hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında beyanı tespit olunan tek tanık …’ın, hazırlık aşamasında “Elinde cam içki şişesi vardı. Yere vurup kırdı. Ben, Sercan ve … araçtan indik, …’i ikametinin bahçe kapısından içeri sokmaya çalıştık, o sırada bahçenin demir kapisi suratına geldi, yere düştü, yaralandığını görmedim. … …’e taş atmadı.” şeklindeki anlatımı ile kovuşturma aşamasında 26/04/2016 tarihli duruşmada, “muhtemelen elindeki bira şişesinden kaynaklı olarak yaralanmış olabilir, olay olduğu sırada … elindeki bira şişesini bir yerlere çarparak kırmıştı, muhtemelen kırılan parçalardan kaynaklı olarak yaralanmıştır, …’ın müşteki …’e yönelik herhangi bir eylemi olmadı, …’e vurmadı, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir.” şeklindeki anlatımı arasında çelişki bulunduğu nazara alınarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3. maddesinde, 5271 sayılı CMK’nin 34, 230 ve 289. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05/05/2015 tarih ve 2014/145 Esas sayılı kararında belirtildiği üzere, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için, sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, somut olayda soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla beyanları tespit olunan … ve …’ın da kovuşturma aşamasında ayrıntılı beyanlarının tespiti yoluna gidilmesi, gerek mağdurun gerekse tanıkların beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmeye çalışılması, bunun mümkün olmaması durumunda da hangi delile/beyana ne gerekçe ile üstünlük tanındığı gerekçeli kararda denetime imkan verecek şekilde tartışıldıktan sonra hüküm kurulması gerekirken bu ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun olarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
2) Sanığın yargılama konusu eyleminin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylem yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Kabule ve uygulamaya göre de ;
3) Mağdur tarafından sanığa yöneltilmiş, haksızlık içeriğini haiz herhangi bir eylem bulunmadığı halde sanığın, yargılama konusu eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiğinin kabulü ile TCK’nin 29. maddesi gereği (¼) oranında indirim uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, CMUK’un 326/son maddesi gereğince sanıkların kazanılmış hakkının dikkate alınmasına, 15/10/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.