Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11423 E. 2020/15621 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11423
KARAR NO : 2020/15621
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer omadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Katılan sanık … hakkında, katılan sanık …’na karşı “Kasten Yaralama” suçundan verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” kararına yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 gün 2009/13-12 sayılı kararı ile aynı Kanun’un 231/12. maddesi gereği itirazı kabil olup temyizinin mümkün bulunmadığı, itiraz merciince de gereğine tevessül edildiği anlaşılmakla, temyizen incelenmeyen hükmün mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2) Katılan sanıklar … ile … haklarında birbirlerine karşı işledikleri “Hakaret” suçlarından verilen “ceza verilmesine yer olmadığı” kararlarına yönelik kendi müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Katılan sanıklar haklarında verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara yönelik katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebeplerinin, hükümlerin gerekçesine yönelik olmadığı gibi hükümleri temyiz etmede hukuki yararlarının da bulunmadığı anlaşıldığından, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince yürürlükte bulunan CMUK’un 317. maddesi uyarınca katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz taleplerinin REDDİNE,
3) Katılan sanıklar … ile … haklarında birbirlerine karşı işledikleri “Hakaret” suçlarından verilen “ceza verilmesine yer olmadığı” kararlarına yönelik karşı temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya

göre katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
4) Sanık … ve … haklarında …’na karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
5) Katılan sanık … hakkında katılan sanık …’na karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanığın eylemi neticesinde katılan sanık …’da meydana gelen yaralanmaya ilişkin olarak, Akkuş Devlet Hastanesince tanzim olunan 12/08/2015 tarihli geçici raporda, “Bel sol tarafta 5×10 cm.’lik ekimoz ve hassasiyet, sağ el 5. parmak proksimalde kırık, basit tıbbi müdahale ile giderilemez.”; Ünye Devlet Hastanesinde görevli Ortopedi Uzmanınca tanzim olunan 04/11/2013 tarihli raporda ise herhangi bir kırık ve meydana geldiği vücut bölgesi tarif edilmeksizin “Kırığın hayati fonksiyonlara etkisi hafif düzeydedir, basit tıbbi müdahale ile giderilemez.” şeklinde açıklamalara yer verilmesi karşısında, hükme esas alındığı anlaşılan kat’i raporda, meydana gelen kırığın yerinin ve niteliğinin (parçalı, lineer, deplase, non-deplase vb.) belirtilmemesi ve hayat fonksiyonlarına etkisi derecesine ilişkin bir skorlamanın yapılmaması nedenleriyle söz konusu raporun Adli Tıp kriterlerine uygun olmadığı ve hüküm kurmaya elverişli bulunmadığı gözetilerek, katılan sanık …’nın tüm tedavi evrakları, film ve grafileri ile tüm adli muayene raporlarının temini ile vücudunda meydana gelen kemik kırığının yeri ve niteliği de belirtilerek hayat fonksiyonlarına etki derecesinin tespitine yönelik en yakın Adli Tıp Kurumu ilgili Şube Müdürlüğünden, 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerinde belirtilen tüm kriterleri kapsayan nihai rapor temini ile sonucuna göre katılan sanık …’nin hukuki durumunun tespit ve tayini gerekirken, eksik inceleme ile yetersiz rapora istinaden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
6) Sanık … hakkında katılan sanık …’na karşı “Kasten Yaralama” suçundan kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Oluş, iddia, dosya kapsamı ve kabule göre katılan sanık …’nin sopa ile Hava’ya vurduktan sonra sanık … Osman’ın da Hava’yı eli ile iterek yere düşmesine sebebiyet

vermek suretiyle iştirak iradesi göstermesi karşısında, katılan sanık …’da kemik kırığı meydana gelecek şekilde yaralama eylemi yönünden sanık … Osman’a, TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/3. maddelerinin uygulanma ihtimaline binaen CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınarak, uygulama yapılması gerekirken, sanığın eyleminin müstakilen değerlendirilmesi suretiyle yazılı şekilde hüküm kurularak eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık … müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
7) Sanık … hakkında … ve …’na karşı “Kasten Yaralama” suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Sanıkların yargılama konusu eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında yer alan “Basit Kasten Yaralama” suçuna ilişkin olduğu, bahse konu eylemler yönünden öngörülen ceza miktarının “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası”na ilişkin olduğu anlaşılmakla; 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen 5271 sayılı CMK’nin 251/1. maddesine göre, “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki hükme, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesinde yer alan geçici 5/1-d maddesi ile “01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin, 19/08/2020 tarih ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile “…kovuşturma evresine geçilmiş…” ibaresine ilişkin esas incelemenin aynı bentte yer alan “…basit yargılama usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, böylece “kovuşturma evresine geçilmiş basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden iptal kararı” verildiği anlaşılmakla; her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez ise de CMK’de yapılan değişikliklerin derhal uygulanması ilkesi geçerli olsa da iptal kararının sonuçları itibariyle Maddi Ceza Hukukuna ilişkin olduğu, zira CMK’nin 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olduğundan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesinin (Scoppola v İtalya (No: 3 – GC), No: 126/05, 22 Mayıs 2012) kararında belirtildiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Kanunsuz ceza olmaz.” başlıklı 7. maddesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” başlıklı 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nin 7. ve 5271 sayılı CMK’nin 251. maddeleri

uyarınca dosyanın “Basit Yargılama Usulü” yönünden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar müdafiilerinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.