Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/11878 E. 2020/15618 K. 05.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/11878
KARAR NO : 2020/15618
KARAR TARİHİ : 05.11.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
1) 5271 sayılı CMK’nin 231/5. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, aynı Kanun’un 231/11. maddesi gereği, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanabilmesi için; 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, sanığın öncelikle bilinen en son adresi esas alınarak, Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresine, CMK’nin 195. maddesi gereği “usulüne uygun çağrı kağıdı tebliğine rağmen duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceği” meşruhatını içeren davetiye tebliği ile sanığın duruşmalardan haberdar edilmesi, gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması gerekirken, sanığın dosyada bilinen son adresine duruşma gününü bildirir tebligat çıkartılmadan, doğrudan MERNİS adresine tebligat çıkartılmasının Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olmasının yanısıra, bahse konu tebligatın bila-tebliğ iade edilmesi nedeniyle, sanığın yargılama konusu suça ilişkin savunması tespit edilmeden, sanık hakkında hükmün açıklanması ile mahkumiyet kararı verilmek suretiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Correia de Matos/Portekiz, No: 48188/99, 15.11.2001; Foucher/Fransa, No: 22209/93, 18.03.1997, P. 36) kararlarında belirtildiği üzere sanığa kendini savunma hakkının tanınmaması suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti”

başlıklı 36. maddesine ve CMK’nin 193. maddesine muhalefet edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2) Dosya kapsamına göre sanığın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen 2011/145 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yapılan yargılamadan beri, müdafiinin bulunduğu gözetilerek, sanık müdafiine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
3) Temyiz talebi üzerine, gölge dosya tanzimi ile dosyanın Yargıtay’a gönderildiği anlaşılmakla, soruşturma aşamasına ait tek evrakın iddianame, kovuşturma aşamasına ait evrakların ise duruşma tutanakları ile gerekçeli kararlardan ibaret olduğu, sanık hakkında düzenlenen iddianame ile 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3. maddeleri gereği cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, yargılama/lar sırasında müşteki için yeniden rapor teminine yönelik bir ara kararın bulunmadığı ancak 18/10/2011 tarihli celsede sanığa, TCK’nin 87/3. maddesinin uygulanma ihtimaline binaen 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesi gereği ek savunma hakkı tanınarak, sanık hakkında kurulan hükümde TCK’nin 87/3. maddesinin tatbikine esas alınan adli muayene raporunun, aslı ya da onaylı suretinin dosyada ve/veya UYAP ortamında bulunmadığı anlaşılmakla, müştekide meydana gelen yaralanmanın niteliği ile vücudunda kemik kırığı bulunması halinde hayat fonksiyonlarına etki derecesinin tespiti yönünden hükme esas alınan raporun aslı ya da onaylı suretinin, denetime imkan sağlayacak şekilde dosyaya eklenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
4) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 05/11/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.